Ebu Bekir’in (r.a.) Fedakarlığı Herkesi Şaşırttı! I
Автор: Hayat, Kısa Bir Hikâyedir
Загружено: 2025-08-10
Просмотров: 394
Описание:
#muhammad #ebubekirsıddık #sahabe
Hazreti Ebubekir Sddık (r.a.) hazretlerinin Peygamber Efendimize (s.a.s.) olan muhabbetine bir misal
Resûl-i Zîşan [sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular, "Ebû Bekir bendendir, ben de ondanım. Ebû Bekir dünyada ve ahirette kardeşimdir. "¹¹
Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh], Allah ve resûlüne muhabbetin bütün bedellerini hiç tereddüt etmeden ödeyebilen sahabe- kiramın sertacıdır.
Kur'ân-ı Kerîmde Hicret esnasında Sevr mağarasında "İkinin ikincisi" (Tevbe 9/40) diye buyrulanda yine o dur
Zorlu günlerdi, Müşriklerin ellerindeki tüm imkanlarla Allahın Resulüne ve ashaba zulmü arttırdığı yıllardı. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem] Makam-ı İbrahim'de namaz kılmaktadır. Müşrikler de ona zulmetmeyi şiar edinmişler mümkün olsa şehit etmeyi bile o zavallaı kafalarına koymuşlardı. Müşriklerden Ukbe b. Ebû Muayt Peygamberin savunmasız bu halininden faydalanarak harekete geçti ve Hz. Peygamber'in [sallallahu aleyhi vesellem) abasını boynuna dolayarak bütün gücüyle sıktı. Öyle ki Resûl-i Ekrem [sallallahu aleyhi vesellem] nefessiz bir şekilde mübarek dizleri üzerinde kaldı. İnsanlar Peyganber a.s. vefat ettiğini zannettiler.
Bu Meşum hadiseye şahit olanlardan biri hemen Hz. Ebû Bekir'e [radıyallahu anh) koşarak, soluk soluğa "Ey Ebû Bekir! Arkadaşına yetiş!" diye seslendi. Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh) koşarak Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi vesel-lem] yanina geldi ve saadetli kollarından tutup şöyle haykırdı:
"Rabbim Allah'tır dediği için bir kişiyi öldürecek misiniz?"12
Hazreti Ebu Bekirin bu çıkışı üzerine Kureyşli müşrikler, Hz. Peygamber'i [sallallahu aleyhi vesellem) bırakıp Hz. Ebû Bekir'e saldırdı. Ebû Bekir [radıyallahu anh] uğradığı şiddetin etkisiyle kendinden geçmişti. Her tarafı kan revan içindeydi. Yüzü gözü tanınmayacak bir hale gelmişti. Hazreti Sıddık'ı zalimlerin elinden ancak kabilesi Teymoğulları alabildi. Kabilesi, onu vefat etti zannederek evine götürdüler. Hz. Ebû Bekir Uzun bir süre kendine gelemedi. Hatta gün boyu baygın kaldı. Ailesi onu ayıltmak için çok uğraştı. Ancak akşamüzeri kendine gelebildi ve Gözlerini açar açmaz kısık bir sesle,
"Allahın resulü ne yapıyor? O ne haldedir? Ona dil uzatmışlardı, hakaret etmişlerdi!" diyebildi.
Hazreti Ebubekirin Peygambere a.s. muhabbetinin ali derecesini anlamayan Kabile efradı,
"Zaten bu hallere onun yüzünden düşmedinmi. Şimdi gözlerini açar açmaz onu sormakta nedir?" diyerek etrafından dağılıp gittiler.
Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh), bu sözleriyle Hz. Resûlullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) olan muhabbetini sadâkatini bir kez daha gösteriyordu. Kan revan içindeki hâline bakmıyor, yara berelerinin acısına aldırmıyor, Hz. Peygamber'in [sallallahu aleyhi vesellem) durumunu öğrenmek istiyordu.
Annesi Ümmü'l-Hayr, bir yandan oğlunun yaralarını sarıyor, bir yandan da bir şeyler yemesi için ısrar ediyordu. Fakat o bir şey yemiyor, boğazından bir lokma dahi geçmiyordu. Hep,
"Allahın Resulü ne haldedir, ne yapıyor, bana ondan haber verin!" diyordu.
Ümmü'l Hayr, o esnada henüz müslüman olmamıştı, Resûlullah'ı da (sallallahu aleyhi vesellem) merak etmiyordu. Ve şöyle dedi:
"Onun nasıl olduğunu bilmiyorum. Onun hakkında da hiç bir bilgim yok!"
Ama Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh), Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) halini öğrenmek istiyordu. Annesine şöyle dedi:
"Hattab'ın kızı Ümmü Cemil'e git, Resûlullah'ı ondan sor, bana hemen haber getir!"
Zira Hz. Ömer'in (radıyallahu anh] kız kardeşi Fâtıma bint. Hattab, iman etmiş bahtiyar bir hanımdı. Dolaysıyla o, Resûlullah'ın durumundan haberdar olabilirdi.
Evladı için çırpınan Ümmü'l-Hayr, Ümmü Cemil Fâtıma bint. Hattab'a vardı ve,
"Oğlum Ebû Bekir, sana Abdullah'ın oğlu Muhammed'i soruyor." diyince. Ümmü Cemil (radıyallahu anhâ],tedbirli bir şekilde
"Ben ne Ebû Bekir'i ne de Muhammed'i tanırım. Ama istersen beraber oğlunun yanına gidelim." diye cevap verdi. Aslında Ümmü Cemil, Resûlullah'tan haberdardı. Ancak bir tertip ve tuzakla karşı karşıya bulunma ihtimalini göz önünde bulundurarak böyle cevap veriyordu.
Hz. Ebû Bekir'in yanına gelen Ümmü Cemil, onu perişan bir vaziyette görünce içi burkuldu ve kendisini tutamayarak,
"Sana bunları reva gören bir kavim, şüphesiz azgın ve sapkındır! Allah'tan senin intikamını almasını diler ve umarım!" diye haykırdı. Fakat Hz. Ebû Bekir [radıyallahu anh), kendini değil. Allah Resûlü'nü düşünüyor ve Ümmü Cemil'e onu soruyordu.
"Allahın Resulü ne haldedir, ne yapıyor, bana ondan haber ver!" diyordu.
Ümmü Cemil (radıyallahu anha), Annesi Ümmü'l-Hayr'ı işaret ederek,
"O işitiyor." dedi. Ebû Bekir [radıyallahu anh] da,
"Korkma, söyle. Ondan hiçbir kötülük gelmez" diyince. Ümmü Cemil (radıyallahu anhål,
...
Merhum Fuzuli ne hoş demiş sözü
Âşık oldur kim kılar cânın fedâ cânânına
Meyl-i cânân itmesin her kim ki kıymaz cânına
Allahu zül celal, Allah resulüne can feda kılan Sahabe-i kiramı anlamayı,hakkıyla sevmeyi nasib eylesin.Mahşerde Havz-ı Kevserin yanı başında Bizleri Onlarla haşreylesin.amin.
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: