Tevekkül ve Sabır - el-Âdâb - 51 - İmam Beyhakî | Mehmet Emin Akın
Автор: Medarik
Загружено: 2025-09-28
Просмотров: 449
Описание:
Hadislerle İslam Ahlakı'nın ele alındığı "el-Âdâb" eserinin [Kendisi İçin Hayır Murad Edildiği İçin Sık Sık Musibetlerle Karşılaşan Mü’min Kul], [En Çok Musibete Uğrayan Kimse] ve [Musibetlerle, Kötülüklerin Örtülmesi ve Manevî Derecelerin Artması] bölümü.
00:00 Giriş
00:15 898. Hadis
00:50 899. Hadis
4:45 900. Hadis
6:15 901. Hadis
9:20 902. Hadis
13:27 903. Hadis
20:00 904. Hadis
23:23 905. Hadis
25:55 906. Hadis
26:51 907. Hadis
27:54 908. Hadis
32:00 909. Hadis
34:10 910. Hadis
35:23 911. Hadis
36:08 912. Hadis
37:31 913. Hadis
39:00 914. Hadis
898- Ebu Bürde şöyle demiştir: (Ubeydullah) İbn Ziyâd’ın yanında oturuyordum ve onun da yanında Abdullah b. Yezîd vardı. Ona Hâricîlerin liderleri getirilmeye başlandı. Onlardan her birinin getirilişinde ben de “Ateşe” dedim. Bunun üzerine (Abdullah) “Yeğenim böyle yapma! Ben, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in ‘Bu ümmetin azabı dünyada olacaktır’ buyurduğunu işittim” dedi.
899- Abdullah b. Mugaffel’den rivayet edildiğine göre, adamın biri cahiliye döneminde kötü işler yapan bir kadınla karşılaştı. Onunla şakalaştı ve sonunda elini ona doğru uzattı. Kadın “Dur bakalım. Allah Teâlâ şirki giderdi ve İslâm’ı getirdi” dedi. Bunun üzerine adam uzaklaştı ve giderken de yüzünü duvara çarptı. Ardından Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına gelerek olayı anlattı. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sen, Allah Teâlâ’nın kendisi için hayır murad ettiği bir kulsun. Allah Teâlâ bir kulu için hayır murad ettiği zaman onun günahının cezasını hemen verir. Bir kulu için şer murad ettiği zaman ise onun günahını açığa vurmaz. Sonunda o kişi kıyamet günü yabani merkep gibi gelir.”
900- Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Dünya, mü’minin zindanı, kâfirin cennetidir.”
901- Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem bedevinin birine şöyle buyurmuştur: “Hiç ümmü mildem oldun mu?” Bedevi “Ümmü mildem nedir?” diye sorunca Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem “Et ile deri arasında olan bir hararettir” cevabını verdi. Bedevi ise “Böyle bir şeyle hiç karşılaşmadım” dedi. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem bu sefer “Hiç sudâ‘ (baş ağrısı) oldun mu?” diye sordu. Bedevi “Sudâ‘ nedir?” diye sorunca Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem “İnsanın başına gelen ağrıdır” cevabını verdi. Bedevi ise “Böyle bir şeyle hiç karşılaşmadım” dedi. Adam gittiği zaman Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim cehennemlik birini görmek isterse şuna baksın.”
902- Atâ b. Yesâr’dan rivayet edildiğine göre, Ebu Saîd el-Hudrî, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına girmişti ve o esnada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem rahatsızdı, üzerinde de kadife bir örtü vardı. Ebu Saîd el-Hudrî elini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in üzerine koyduğu zaman vücudunun ısısını kadife örtünün üzerinden hissetti ve bunun üzerine şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resûlü! Ateşin ne kadar da yüksek!” Bunun üzerine Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biz böyleyiz. Belalar bize çokça gelir, buna mukabil sevaplar da katmerli olur.” (Ebu Saîd) “Ey Allah’ın Resûlü! Hangi insanlar en çok bela çekerler?” diye sordu. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem “Peygamberler” cevabını verdi. (Ebu Saîd) “Sonra kimler?” deyince Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem “Âlimler” dedi. (Ebu Saîd) tekrar “Sonra kimler?” diye sorunca Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sonra salihlerdir. Onlardan biri fakirlikle öylesine imtihan edilir ki, kendini örten abadan başka bir şey bulamaz. Sonu ölüme varacak kadar bitlerle imtihan edilirler. Sizin lütufla sevindiğiniz gibi onlar fakirlikle sevinirler.”
903- Sa‘d b. Ebu Vakkâs şöyle demiştir: Ben, “Ey Allah’ın Resûlü! İnsanların belaya en fazla uğrayanı kimdir?” diye sordum. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Peygamberler, sonra onların peşinden (yaşantı olarak peygamberlere) yakın olanlar, sonra da onların benzerleridir. Kişi dindarlığı oranında belaya uğramaktadır. Dininde sağlam ise belası ağır olur. Dininde gevşek ise o oranda belaya uğrar. Bela, kulun peşini bırakmaz. Öyle ki, yeryüzünde yürürken hiç günahı kalmayıncaya kadar onu izler.”
904- Ebu Bekir es-Sıddîk şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Resûlü! ‘Kim bir kötülük yaparsa onun karşılığını görür’ âyetinden sonra kurtuluş nasıl söz konusu olabilir ki? Yaptığımız her kötülüğün karşılığını bulacak mıyız?” diye sordum. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey Ebu Bekir! Allah senin günahını bağışlasın. Bunu üç kez söylemiştir. Sen hasta olmuyor musun, üzülmüyor musun, sana bitkinlik arız olmuyor mu, sana hiç ağrı isabet etmiyor mu?” Ben “Evet” deyince, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem “Bunlar, (o kötülüklere mukabil) dünyadaki karşılıklardır” buyurdu.
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: