Evindeki Seccadenle Şeyh Arama! (Münir Derman (k.s.))
Автор: Münir Derman
Загружено: 2026-02-11
Просмотров: 6539
Описание:
Câmi boyandı… Ramazan-ı Şerif için hazırlandı…
Bir iki hafta vaaz edemedik. Başka bir câmiye gittik. Fakat gönül çekmedi. Çünkü mesele kalabalık değildir.
Bir avuç size yalancı inci mi verseler iyi, yoksa bir tane hakiki mi?
Hakikat, kalabalıkla ölçülmez.
Kur’ân buyurur:
“Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar.”
(En’âm 116)
Demek ki çoğunluk hakikatin ölçüsü değildir.
Bir kişi anlasın yeter. Bir kalp yansın yeter.
Bir gönül uyanırsa, bir ümmet dirilir.
Vaaza başlamadan evvel kapıda nur yüzlü bir hanım sual sordu:
“Namaza nasıl niyet edilir?”
Bakın, niyet dil ile değil kalp ile başlar.
Hadis-i Şerif:
“Ameller niyetlere göredir.”
(Buhârî)
İkindi namazını kıldın, eve gidiyorsun.
“Akşam namazını nerede kılsam?” diye düşündüğün anda ibadet başlar.
Çünkü sen niyet ettin.
Abdest aldın. Kıbleye döndün.
Sor bakalım kendine:
Sen mi döndün kıbleye,
yoksa seni mi döndürdüler?
Allah istemese bir tarafa dönemezsin.
İşte bunu anladığın dakika hakiki namaz başlar.
“Niyet eyledim ikindi namazının dört rekat farzını kılmaya, döndüm Kâbe’ye, durdum huzur-u İlahiye, Allahu Ekber!”
Budur niyet.
Arapça ezberlemekle olmaz.
Allah bütün lisanları yaratandır.
Kalbi ister.
Sonra başlıyor sualler:
“Târikat var mı? Şeyhe gitmeli mi?”
Evladım…
Kur’ân varken, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem varken daha ne arıyorsun?
Onun eteğini bıraktın mı yandın.
Salavat getir.
“La ilahe illallah” de.
“Allah!” de.
Zikir budur.
Sevr Mağarası’nı hatırla.
Hazreti Ebû Bekir radıyallahu anh, Rasûlullah’ın mübarek başını dizine koymuş… Ayağını deliğe dayamış… Bir mahluk ısırıyor… Kıpırdamıyor.
Niye?
Rahmet uyanmasın diye.
Gözyaşı mübarek yanağa düşünce Rasûlullah uyanıyor:
“Ya Ebâ Bekir, ne oldu?”
“Hiç” diyor.
İşte o “hiç” bile İslam’a yakışmaz.
Doğruluk budur.
Mağaranın kapısına örümcek ağ örüyor. Güvercin konuyor.
Allah istese taşla kapatırdı.
Ama Kudretini göstermek istedi:
Bir örümcek ağıyla orduları durdururum.
Ve o cümle:
“Lâ tahzen innallâhe ma‘anâ.”
(Tevbe 40)
Üzülme. Allah bizimle beraberdir.
Bu beraberlik lafla olmaz.
Rasûlullah buyuruyor:
Dilini damağına yapıştır.
“Allah!” de.
Kalpte zikir budur.
Bağırarak değil.
Göstererek değil.
İçten.
Tasavvuf budur.
Kur’ân yeter.
Rasûlullah yeter.
Ama içindeki melekeleri inkişaf ettirmen gerekir.
Bir meşe ağacı bir palamudun içindedir.
Bir çınar bir tohumun içinde.
İnsan bir damla sudan yaratıldı.
Ama içinde akıl, ahlak, ruh, istidat gizlidir.
İslam bunun inkişaf yoludur.
Namaz farz.
Oruç farz.
Zekat farz.
Ama yolda cam kırığını kaldırmak da faziletli bir farzdır.
Hadis-i Şerif:
“Yoldan eziyet verici şeyi kaldırmak sadakadır.”
Ağaç kesmemek.
Yalan söylememek.
Gıybet etmemek.
Eliyle diliyle incitmemek.
Bunlar İslam ağacının dallarıdır.
Bunları yerine getirdiğin zaman,
niyet ettiğinde Kâbe’yi görmeye başlarsın.
Hakikat budur.
Kalabalık değil.
Samimiyet.
Ezber değil.
İdrak.
Gösteriş değil.
Doğruluk.
Allah doğrularla beraberdir.
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: