O, 'Kara Yoluyla Kolay' Dedi — 8 Ay Sonra 48.000 İngiliz Gallipoli'de Öldü
Автор: Hayatın Gizli Yüzü
Загружено: 2026-01-31
Просмотров: 1965
Описание:
O, 'Kara Yoluyla Kolay' Dedi — 8 Ay Sonra 48.000 İngiliz Gallipoli'de Öldü
On dokuz Mart bin dokuz yüz on beş. Londra. Admiralty House. Sabah saat sekiz.
Bir adam masasında oturuyordu. Kırk yaşında. Sigara içiyordu. Elinde telgraf.
Telgrafı okudu. Tekrar okudu. Yüzü bembeyaz oldu.
"18 Mart. Donanma saldırısı başarısız. Bouvet battı. İnflexible ve Irresistible hasar gördü. Bin mürettebat kayıp. Mayınlar beklenmedik yerde. Geri çekiliyoruz. De Robeck."
Telgrafı masaya bıraktı. Yavaşça. Eli titriyordu.
Üç gemi. Bir günde. Hepsi... mayınlar yüzünden.
"İmkansız" diye fısıldadı. "Nasıl olabilir?"
Ama olmuştu. Plan çökmüştü. Donanma saldırısı bitm işti. Çanakkale... Çanakkale hala Osmanlı'nın elindeydi.
Kapı açıldı. Sekreter girdi. "Efendim, Savaş Bakanı Lord Kitchener görüşmek istiyor."
Adam başını kaldırdı. "Şimdi mi?"
"Evet Efendim. Çok acil dedi."
"Gönder."
Sekreter çıktı. Adam ayağa kalktı. Pencereye yürüdü. Dışarıda Londra yağmurlu. Gri. Soğuk.
Tıpkı haberlerin rengi gibi.
Kapı tekrar açıldı. Kitchener girdi. Altmış beş yaşında. Deneyimli. Sert. Kraliyet ordusunun komutanı.
"Duydum." Sesi soğuktu. "Donanma geri çekilmiş."
"Evet." Adam döndü. Baktı ona. "Üç gemi kaybettik. Mayınlar—"
"Biliyorum mayınlar." Kitchener masaya yaklaştı. "Ama soru şu: Şimdi ne yapacaksınız?"
"Ne yapacağım mı?"
"Evet. Bu sizin planınızdı. Çanakkale. 'Kolay olacak' dediniz. 'Donanma geçecek' dediniz. 'Üç gün' dediniz. Ve şimdi?"
Sessizlik. Ağır.
Adam yutkundu. "Plan değişmeli. Donanma yetmedi. Ama... ama başka bir yol var."
"Ne yolu?"
"Kara. Askerlerle."
Kitchener şaşırdı. "Kara mı? Yarımadaya mı çıkacaksınız?"
"Evet. Donanma boğazdan geçemedi. Ama askerler... askerler yarımadayı alabilir. Türk toplarını susturabilir. Sonra donanma geçer."
"Kaç asker?"
"Yetmiş beş bin. ANZAC birlikleri. Avustralya, Yeni Zelanda. Mısır'da hazırlar."
Kitchener oturdu. Düşündü. Uzun süre. "Bu riskli. Çok riskli."
"Biliyorum. Ama başka seçenek yok. Batı cephesi tıkalı. Ruslar yardım istiyor. Osmanlı'yı kırmak zorundayız."
"Peki ya başarısız olursak? Denizde başarısız olduk. Karada da başarısız olursak ne olacak?"
Adam baktı ona. Direkt. "Olmayacağız. Çünkü kara farklı. Denizde mayınlar bizi durdurdu. Ama karada... karada kontrol bizimdedir. Askerlerimiz daha iyi. Daha güçlü. Türkler direnmez."
"Emin misiniz?"
"Eminim."
Kitchener ayağa kalktı. Pencereye yürüdü. "Biliyor musunuz? Ben Mısır'da görev yaptım. Osmanlı'yı tanırım. Onlar zayıf görünür. Ama... beklenmedik direnirler bazen."
"Lord Kitchener, saygı duyuyorum tecrübenize. Ama bu farklı. Osmanlı bitik. Ekonomisi çökmüş. Ordusu dağılmış. Biz... biz yetmiş beş bin askerle geliyoruz. Modern silahlarla. Destek gemileriyle. Onlar bizi durduramaz."
Kitchener döndü. "Peki. Size güveniyorum. Ama bir şart."
"Ne?"
"Eğer kara saldırısı da başarısız olursa... sorumluluk sizin. Anlaştık mı?"
Adam başını salladı. "Anlaştık. Başarısız olmayacak. Ama olursa... sorumluluk benim."
Kitchener elini uzattı. Sıktılar. "O zaman hazırlığa başlayın. Askerler ne zaman hazır olur?"
"Nisan başı. Üç hafta içinde."
"İyi. Operasyon planını görmek istiyorum. Yarın."
"Olur."
Kitchener çıktı. Adam tek kaldı. Tekrar.
Masaya oturdu. Boş kağıt aldı. Kalem aldı. Yazmaya başladı.
GALLİPOLU OPERASYONU
Hedef: Gelibolu yarımadasını ele geçirmek. Türk toplarını susturmak. Donanmaya yol açmak.
Kuvvet: 75.000 asker. ANZAC + İngiliz birlikleri.
Tarih: 25 Nisan 1915.
Tahmini süre: ???
Durdu. Kalem havada kaldı. Tahmini süre ne olmalıydı?
Donanma için üç gün demişti. Yanlış çıkmıştı.
Kara için ne demeli? Bir hafta? İki hafta?
Yazdı: Tahmini süre: 7-10 gün.
Ama içinde küçük bir şüphe vardı. Çok küçük. Rahatsız edici.
Ya yanlış çıkarsa? Ya kara da başarısız olursa?
Kafasını salladı. Hayır. Düşünmemeliydi bunu. Başarılı olacaktı. Olmak zorundaydı.
Çünkü alternatif... alternatif düşünülemezdi.
Öğlen. Toplantı. Harbiye Nezareti. Generaller. Albaylar. Amiraller.
Adam sunuş yaptı. Harita gösterdi. Gelibolu yarımadası. İki çıkarma noktası. Arıburnu ve Seddülbahir.
"Beyler, donanma saldırısı başarısız oldu. Ama pes etmiyoruz. Kara saldırısı yapacağız."
Bir general sordu: "Türk savunması ne durumda?"
"Zayıf. İstihbaratımız diyor ki yarımadada on beş bin Türk askeri var. Biz yetmiş beş bin geliyoruz. Sayı avantajı bizde."
Başka general: "Ama arazi? Dağlık. Dar plajlar. Kolay savunulur."
"Doğru. Ama hava desteğimiz var. Donanma topları destek verecek. İlk dalgada plajı alırız. Sonra iç kesimlere ilerleriz."
Bir albay: "Ne kadar sürer?"
Adam durdu. Baktı ona. "Bir hafta. Belki on gün. Ama kesin olan şu: Başarılı olacağız."
Sessizlik. Herkes not aldı.
Toplantı bitti. Herkes çıktı.
Adam tek kaldı. Yine.
Haritaya baktı. Gelibolu. Dar yarımada. Tepeler. Plajlar.
"Kara yoluyla kolay" diye fısıldadı kendine. "Deniz başarısız oldu. Ama kara... kara farklı. Daha kontrollü. Daha öngörülebilir."
Ama bir ses içinde fısıldadı: Ya değilse?
Susturdu sesi. Sigara yaktı. Dışarı çıktı.
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: