(140) 28.Lem’a/6, Sh 297 | Sekiz nev hayvanın cennetten nimet olarak indirildiğine dair âyetin izahı
Автор: Risale-i Nur Dersleri Ali KURT
Загружено: 2026-03-11
Просмотров: 493
Описание:
وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ الْاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍ يَخْلُقُكُمْ ف۪ي بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْ خَلْقًا مِنْ بَعْدِ خَلْقٍ ف۪ي ظُلُمَاتٍ ثَلٰثٍ âyeti, وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ âyetinde beyân ettiğimiz nüktenin aynını tazammun edip, hem onu te’yîd ediyor, hem onunla teeyyüd ediyor. Evet Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân, Sûre-i Zümer’de وَخَلَقَ لَكُمْ مِنَ الْاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍ demeyip
Hâşiye: Bu kardeşimiz, suâl sormakta çalışkan, yazı yazmakta tenbellik eden Re’fet’tir.
Sayfa 298
وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ الْاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍ demesiyle ifade ediyor ki, “Sekiz nevi‘ hayvânât-ı mübâreke, sizlere hazîne-i rahmetinden, güya cennetten ni‘met olarak indirilmiş, gönderilmiştir.” Çünkü o mübârek hayvanlar, bütün cihetleriyle bütün beşere ni‘met olduğundan; tüyünden bedevîlere seyyâr hâneler, elbiseler; etinden güzel yemekler, sütünden güzel, lezîz taâmlar, derilerinden pabuçlar ve sâire; hatta gübreleri, mezrûâtın erzâkı ve insanların mahrûkātı hükmünde olup, güya o mübârek hayvanlar, tecessüm etmiş ayn-ı ni‘met ve rahmet olmuşlar.
Onun içindir ki, yağmura “rahmet” nâmı verildiği gibi, bu mübârek hayvanlara da “en‘âm” nâmı verilmiş. Güya rahmet tecessüm etmiş, yağmur olmuş. Ni‘met de tecessüm etmiş; keçi, koyun, öküz ile manda ve deve şekillerini almış. Çendân cismânî maddeleri, yerde halk olunuyor. Fakat ni‘metiyet sıfatı ve rahmetiyet ma‘nâsı, maddesine tamamıyla galebe ettiğinden, اَنْزَلْنَا ta‘bîriyle, doğrudan doğruya bu mübârek hayvanları hazîne-i rahmetin birer hediyesi olarak, Hâlik-ı Rahîm, yüksek mertebe-i rahmetinden ve ma‘nevî âlî cennetinden yeryüzüne indirmiş. Evet, nasıl ki; bazen beş paralık bir maddede, beş liralık bir san‘at derc edilir. O zaman o şeyin maddesi nazara alınmaz; o şeye san‘at noktasında kıymet verilir; sineğin küçücük maddesi ve içindeki pek büyük san‘at-ı Rabbâniye gibi. Bazen de, beş liralık bir maddede beş kuruşluk bir san‘at bulunur; o vakit hüküm maddenindir. Aynen onun gibi, bazen cismânî bir maddede o kadar ni‘met ve rahmet ma‘nâsı bulunur ki; yüz def‘a maddesinden ziyâde ehemmiyetli olur. Âdetâ cismânî maddesi gizlenir. Hüküm, ni‘metiyet cihetine bakar. İşte, demirin pek azîm menâfii ve çok semereleri, onun maddesini gizlediği gibi, mezkûr bu mübârek hayvanların dahi her cüz’ünde ni‘met bulunması, onların cismânî maddelerini güya ni‘mete kalbettirmiş. Onun içindir ki, cismânî maddelerin hükmü nazara alınmadan ma‘nevî sıfatları nazara alınmış, وَاَنْزَلْنَا ٭ وَاَنْزَلَ ta‘bîr edilmiştir.
Evet, وَاَنْزَلْنَا ٭ وَاَنْزَلَ hakîkat i‘tibâriyle sâbık nükteyi ifade ettikleri gibi, belâgat noktasında da ehemmiyetli bir ma‘nâyı mu‘cizâne ifade ediyorlar. Şöyle ki, demir, gāyet sert fıtratıyla; ve gizliliği ve derinliğiyle beraber, her yerde hazır bulunması ve hamur gibi yumuşatılmak hâsiyeti ihsân edildiğinden, herkesin her yerde, her işte
Sayfa 299
kolayca elde etmesini ifade etmek için, اَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ta‘bîriyle, güya fıtrî ve semâvî ni‘metler gibi, demir âletleri yukarı bir tezgâhtan indirilip beşerin ellerine verilmiş gibi, kolaylıkla elde ediliyor. Hem hayvanât cinsinden, sivrisinekten tut, tâ yılan, akreb, kurt ve arslana kadar insanlara zararlı vaz‘iyetleriyle beraber, hayvanâtın mühimlerinden olan koca manda ve öküz ve deve gibi büyük mahlûkātın gāyet derecede musahhar ve mutî‘, hatta zayıf bir çocuğa devenin yularını verip itâat etmesi ma‘nâsını ifade etmek için, وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ الْاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ ta‘bîriyle, güya “Bu mübârek hayvanlar, dünya hayvanları değiller ki, içlerinde tevahhuş ve zarar bulunsun. Belki ma‘nevî bir cennetin hayvanları gibi menfaatdârdırlar, zararsızdırlar. Onun için yukarıdan, yani rahmet hazinesinden indirilmiştir” diye ifade ediyor. Muhtemeldir ki, bazı müfessirlerin bu hayvanlar hakkında “Cennetten indirilmiş” dedikleri, bu ma‘nâdan ileri gelmiştir. (Hâşiye-1)
Kur’ân-ı Hakîm’in bir harfi için bir sahîfe yazılsa, uzun olmuş denilmemeli. Çünkü kelâmullâhtır. Onun için اَنْزَلَ ta‘bîrinin tefsîrine iki üç sahîfe yazılmakla israf edilmiş olmaz. Bazen Kur’ân’ın bir harfi, bir hazîne-i ma‘neviyenin bir anahtarı olur.
Saîdü’n-Nûrsî
Hâşiye-1: Bazı müfessirlerin “Bu hayvanların mebde’leri semâvâttan gelmiş” demelerinden muradları şudur ki; bu en‘âm denilen hayvanların bekāları rızık iledir. Rızıkları ottur; otların rızkı da yağmurdur. Yağmur ise, âb-ı hayattır ve rahmettir ve rızık da semâvâttan gelir. وَفِي السَّمَٓاءِ رِزْقُكُمْ âyeti buna da işaret eder. Madem o hayvanların devam eden müteceddid vücûdları semâvâttan gelen yağmur içindedir; “semâdan indirilmiş” ma‘nâsını ifade eden اَنْزَلَ ta‘bîri yerindedir. (Hâşiye-2)
Hâşiye-2: Yâ Üstâd! Mâşâallâh, bârekallâh! Allah senden ebediyen râzı olsun. Şu ta‘bîrâtlar, Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân’ın bir aynası olan Risâle-i Nûr’a aksetmiş. Risâle-i Nûr ise, hususî rahmet ve hususî inâyete mazhar olmuş.
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: