Türkiye' nin Sakızlarına Ne Oldu? Tıp Dünyasını Ayağa Kaldıran Bebek Olayı
Автор: Last Story Bender
Загружено: 2026-02-08
Просмотров: 8031
Описание:
TİPİTİP ve ŞIPSEVDİ' ye NE OLDU?
Mahalle bakkalının cam kavanozunda duran o minik, renkli paketler; aslında sadece sakız değil, bir kuşağın “ortak hafıza kokusu”ydu. Paketi açınca yayılan koku, şekerleme aromasından fazlasına dönüşür; sokakların tozu, teneffüs zili, okul kantininin uğultusu ve ilk heyecanların utangaç dili aynı anda geri gelirdi. Tipitip ve Şıpsevdi yıllarca “basit sakızlar” gibi görüldü ama işin içinde, Mardin’de tahinle başlayan bir aile sanayisinin vizyonu, Türkiye’nin ilk büyük yerli çizgi kahramanlarından biri ve dünyada tıp etiğini ayağa kaldırmış gerçek bir aşk hikâyesi vardı.
Bu hikâye İstanbul’un parlak vitrinlerinden değil, 1927’de Mardin’de bir tahin üretimiyle başlar. Tahincioğlu ailesinin ticari yolculuğu tahinle açılır; sonrasında büyüme iştahı, 1946’da Diyarbakır’daki helva ve şekerleme tesisleriyle bölgesel bir güce dönüşür. Asıl “ulusal dev” hamlesi ise 1956’da üretimin İstanbul’a taşınmasıyla gelir; modern tesis, daha disiplinli bir sanayi düzeni ve daha büyük bir pazar hayali… Kent Gıda’nın 1960’ta üretim yelpazesine sakızı eklemesi, çocukluğumuzun en tanıdık seslerinden birinin de kapısını aralar: küçük paketlerin içinden çıkan kâğıtlar ve o kâğıtların etrafında kurulan dev bir kültür.
Sonra 1974’ün İstanbul’unda, bir yönetim kurulu odasında masaya dizilmiş eskizlerle “Türkiye’nin çizgili kaderi” yazılmaya başlar. Bu çizgilerin arkasındaki isim karikatürist Bülent Arabacıoğlu’dur; mühendislik çizgisinden karikatüre sığınmış, 68 kuşağının idealist ruhunu cebine koymuş bir çizer… Yöneticiler, uzun burunlu, gözlüklü, papyonlu o tuhaf figüre bakarken biri ağzından kaçırır: “Amma tip olmuş!” Bir başkası “Tipi tip!” der ve isim, o an doğar: Tipitip.
Tipitip’in gücü sadece komik bir yüz olmasından gelmez; o, Türkiye’nin zor yıllarında “sakar ama iyi niyetli mahalle çocuğu” gibi ayağa kalkmayı öğretir. Üstelik onu yaşatmak teknik olarak da zordur: Türkiye’de o dönemde animasyon için gerekli malzemeler sınırlıdır; boyadan asetata, negatiften ekipmana kadar pek çok şey büyük uğraşla bulunur. Buna rağmen Tipitip evrilir; şapka gider, papyon kravat olur; yanına Tipitoş’u, Tipican’ı, Tipicik’i alır; bir karakter olmaktan çıkıp küçük bir evrene dönüşür. Ve bir noktadan sonra, sakız paketinden çıkan kâğıt parçası değil, çocukların “dert anlatabildiği” bir figür olur: Arabacıoğlu’na yazılan mektuplar, çizeri neredeyse pedagojik bir titizliğe iter; hatta bir çocuğun Tipitip sayesinde intihardan vazgeçtiğini yazdığı anlatılır.
Tam da bu sırada, rafta daha sessiz ama daha derin bir evren büyür: Şıpsevdi. Tipitip kahkaha attırırken, Şıpsevdi bir sakız kâğıdına sığan cümlelerle duyguları tarif etmeyi öğretir. “Love is…” diye başlayan o tek cümlelik tanımlar, 80’ler-90’lar Türkiye’sinde utangaç gençlerin gizli dili olur; kantinde sakız alırken aslında bir “mesaj” da seçilir. Bu çizgilerin arkasındaki gerçek hikâye ise masalsı değil, trajiktir: Yeni Zelandalı Kim Grove, duygularını sözle anlatmakta zorlanınca, sevdiği adam Roberto Casali’ye küçük karikatürlü notlar bırakmaya başlar; ceket cebine, torpidoya, çekmeceye… Bu kişisel notlar 1970’te gazetelerde “Love is…” olarak yayımlanınca küresel bir fenomene dönüşür; Türkiye’de de Kent Gıda’nın hamlesiyle “Şıpsevdi” adıyla bir neslin kalbine girer.
Ama Şıpsevdi’yi “efsane” yapan sadece romantik cümleler değildir; o cümlelerin arkasındaki hayat, tıp dünyasının da manşetlerine taşınır. 1974’te Roberto’ya testis kanseri teşhisi konur; çift bir çocuk daha ister ve spermlerin dondurulmasına karar verilir. Roberto 1976’da vefat ettikten sonra Kim’in bu spermlerle hamile kalma kararı, basında ve tıp çevrelerinde büyük etik tartışmaları tetikler; Roberto’nun ölümünden 16 ay sonra doğan Milo için gazetelerde “mucize bebek” denildiği aktarılır.
Bu iki marka, sadece ürün değil; bir dönem “koleksiyon kültürü” ve çocuklar arası görünmez ekonomi yaratır. Sakız paketlerinden çıkan numaralı kâğıtlar biriktirilir, eksikler takas edilir, tam seri yapmak prestije dönüşür; okul koridorları adeta küçük bir borsa gibi çalışır. Kent Gıda bunu kurumsal bir sadakat ağına çevirir; “Tip Ajans” bünyesinde çıkan “Tipitip’ten Haberler” dergisinin 84 bin çocuğun ev adresine ücretsiz gönderildiği anlatılır. Bu, o yılların Türkiye’sinde bir markanın çocukla kurduğu en güçlü doğrudan bağlardan biridir. Üstelik bu yerel başarı sınırı aşar; Tipitip ve Şıpsevdi kâğıtlarının Rusça ve İngilizce gibi dillerde basılarak ihracata uzandığı da belirtilir.
Kanalımıza Destek Olmak İçin:
/ @laststorybender
#belgesel #tipitip #şıpsevdi
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: