"Parladılar, Yandılar, Sustular" Çilekeş’in Unutulmayan Hikayesi...
Автор: MegaSinn
Загружено: 2025-10-17
Просмотров: 31734
Описание:
Bir dönemin en özgün, en gerçek, en “kendine has” rock grubu: Çilekeş.
Onlar sadece müzik yapmadı; bir kuşağın ruhunu anlattı.
Ankara’nın gri duvarları arasında doğan bu üç genç,
Türkiye’de rock müziğin kaderini değiştirdi.
2000’lerin başında, Görkem Karabudak, Ali Güçlü Şimşek ve Cumhur Avcil,
ellerinde gitarları, ceplerinde umutlarıyla yola çıktı.
Sahnede ne süslü ışıklar ne pahalı ekipmanlar vardı.
Ama o sahnelerde, dürüstlük vardı, tutku vardı, “çile” vardı.
2005’te çıkan “Y.O.K.” albümü,
bir neslin öfkesini, umutsuzluğunu ve direncini notalara döktü.
Her şarkı, sistemle sessiz bir hesaplaşma gibiydi.
“Y.O.K.” sadece bir albüm değil,
o dönemde büyüyen gençliğin içsel haykırışıydı.
Rock barlarda, öğrenci evlerinde, eski MP3 çalarlarda…
O ses hep aynı şeyi söylüyordu: “Biz buradayız.”
Ama Çilekeş’in hikâyesi sadece başarıdan ibaret değildi.
2008’de yayımlanan “Katil Dans”,
grubun olgunluk dönemi ve en cesur adımıydı.
Şebnem Ferah ve Korhan Futacı gibi isimlerin konuk olduğu bu albüm,
Rolling Stone tarafından “Yılın Albümü” seçildi.
Fakat bu kez popülerliğin değil, kalıcılığın bedelini ödediler.
Çünkü “Katil Dans”, piyasanın değil, kalbin albümüydü.
Ardından gelen “Histeri Çalışmaları”,
grubun iç dünyasını yansıtan bir laboratuvar gibiydi.
Artık gitarlar daha az bağırıyor, sözler daha çok fısıldıyordu.
Ama o fısıltının içinde büyük bir çığlık gizliydi.
Çünkü bu albüm, bir grubun içsel dağılma hikâyesiydi.
2010’lardan sonra sahneler sessizleşti.
Ne bir kavga oldu, ne bir açıklama…
Sadece sessizlik.
Ama o sessizlik bile anlam yüklüydü.
Çilekeş hiçbir zaman resmen dağılmadı.
Çünkü onlar için müzik, bir bitiş değil, bir dönüşümdü.
Grubun üyeleri farklı yönlere savruldu.
Ali Güçlü Şimşek ve Cumhur Avcil,
Bubituzak ve ardından Lalalar gibi yeni projelere imza attı.
Bu gruplar, Çilekeş’in mirasını farklı biçimlerde sürdürdü.
Lalalar, Anadolu ezgileriyle elektronik altyapıları birleştirerek
dünya sahnesine taşınan bir başarıya dönüştü.
Görkem Karabudak ise içe döndü…
2020’den itibaren kendi adını taşıyan solo kariyerine başladı.
“Cinler Tepemde”, “Akılsız Başın Sürgünü”,
“Üşür Ölüm Bile” gibi parçalar,
bir dönemin isyankâr gencinin artık bilge bir anlatıcıya dönüştüğünü gösterdi.
Bugün hâlâ “Y.O.K.”u dinleyen biri,
bir anda 2005 yılına,
üniversite kantinlerine,
eski bir kulaklığa,
ya da bir arkadaş grubunun kahkahalarına geri döner.
O müzik, bir çağın kokusunu taşır:
ter, sigara dumanı, umut ve inat.
Çilekeş, bir gruptan öte, bir duygunun adıydı.
Onlar için müzik, para ya da şöhret değil,
“var olmanın” başka bir biçimiydi.
Bu yüzden unutulmadılar.
Bugün Bubituzak çaldığında,
ya da Görkem Karabudak yeni bir şarkı söylediğinde,
arka planda hâlâ o eski ses duyulur:
O saf, inatçı, karanlık ama dürüst tını.
Ve belki de bu yüzden,
Çilekeş hiçbir zaman gerçekten dağılmadı.
Sadece başka bir biçime dönüştü.
Bazı hikâyeler sessizlikle biter,
ama o sessizlik bile yankı bırakır.
#Çilekeş #GörkemKarabudak #TürkRock #YOKAlbümü #KatilDans #HisteriÇalışmaları #Lalalar #Bubituzak #TürkMüziği #AnkaraRock #AlternatifRock #RockEfsanesi #ÇilekeşBelgesel #MüzikBelgeseli #NostaljikRock #2000lerRock #TürkAlternatif #GerçekMüzik #ÇilekeşHikayesi #YerliRock #ÇilekeşYOK #ÇilekeşKatilDans #ÇilekeşHisteri #GörkemKarabudakSolo #MüzikEfsaneleri #TürkRockTarihi #LalalarMusic #BubituzakSound #ÇilekeşGrubu #RockBelgeseli
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: