Maşukumun Güldür Teni ...
Автор: Mesut Yürür
Загружено: 2023-04-18
Просмотров: 388
Описание:
Şiranlı Şeyh Hacı Mustafa Efendi’nin Hac için Hicaz’a gittiğinde, Medine’de hastalanır. Hastalığı ağırlaşınca Osmanlı Birlikleri komutanına, kendisini Bakî Mezarlığı’na defin etmesini vasiyet eder. Vefat ettikten sonra yıkanıp kefenlenen bu mübarek zatın Bakî mezarlığına defnedileceğini öğrenen Araplar itiraz ederler, iş ciddi boyutlara ulaşır. Netice olarak komutan:
– Ben bu zatın vasiyetini silah zoruyla da olsa yerine getiririm. Fakat gelin bir anlaşma yapalım. Ben vasiyet gereği onu istediği yere kadar götüreyim, siz de oradan alın, canınızın istediği bir yere defnedin, der.
Araplar bu teklifi kabul ederler. Komutan, tabutu Bakî’ye kadar getirir ve tabut yere indirilir. O zaman komutan,
– Ben vasiyetini yerine getirdim. Sen de eğer gerçekten Allah dostu bir kişi isen kendi yerini seç, der ve askerlerin geri çekilmesini emreder.
Bu defa Araplar devreye girerler, tabuta sarılırlar ama bütün zorlamalar sonuçsuz kalır.
– Bu adamın yeri gerçekten burası olmalı demeye mecbur kalırlar.
Baki Mezarlığı’na girdikten sonra sola doğru dönen yolda on beş, yirmi adım ilerlendiğinde Şiranlı Şeyh Efendi’nin kabrine gelinmiş olacaktır. Mezarı yolun solundadır.
Şeyhi Şeyrani’nin yazılı eserine bugüne kadar rastlanmamış olsa da rivayet olarak İlçeyi terk etmeden önce gençlik yıllarında Dilistan, Bedenistan, Gülistan isminde üç eserinin olduğu bunların Cumhuriyetin ilk yıllarında yasak yayın diye bir kıl çuval içine konularak samanlığa gömüldüğü fakat samanlık defalarca yıkılıp yapıldığından yerinin tespit edilemediği belirtilmektedir. Buna karşın ona atfedilen beyitlerde bulunmaktadır.
Maşukumun (aşkımın) güldür teni ben gülizârı (gül bahçesi) neylerem
Aşkın çölü makber (mezar) bana başka mezarı neylerem
El çekmişem fanilere menzil (varılacak yer olan) olan viraneden (yıkıntılardan)
Lâhut (aklın kavrmadığı,manevi âlem) eli menzil bana hâki (toprak) diyarı neylerem
Mecnun gibi dağdan dağa gezmek ne layık aşıka
Gönlümde buldum yârimi geşt ü güzarı (gezip dolaşmayı) neylerem
Bülbül niçin verdin gönül rengi solan bir goncaya
Solmaz benim nazlı gülüm fani (gelip geçici) baharı neylerem
Gündüzleri hasret çeker aşık şebi (geceyi) bayram sayar
Her saatim vuslat demi (kavuşma anı) leyl ü neharı (gece ve gündüzü) neylerem
Ağyar (başkaları) ile yok ülfetim (yakınlığım) bigânedir (yabancıdır) dünya bana
Canan ile vahdet (birlik) gerek kesrette (çoklukta) yari neylerem
Dil mutmain (endişesi yok) cânan (sevgili) ile havfu reca (korku ve ümit) bilmem nedir
Cananımın cananıyım dilde gubârı(toz) neylerem
Zahid bütün olsun senin Kevser, Behişt (Cennet), Huri, Melek
Cananımın cananıyım başka şikârı (kıymetliyi) neylerem
Tek hücreli evdir gönül sığmaz ona bin bir emel (istek)
Tek dilbere verdim gönül başka nigârı (güzeli) neylerem
Aşkınla inşa eyledim dostun köyüne hanemi
Esmâ-i hüsnâ (Allah’ın güzel isimleri) çevresi taştan cidarı (duvarı) neylerem
Yandım tecelli nuruna (Allah’ın nurunun görünmesine) Musa gibi hayretteyim
Tur'u dilim (gönül dağı) sadparedir (bin parça) artık şirarı (kıvılcım) neylerem
Göçtüm diyar-ı dilbere(güzelin diyarı) dönmem dahi ben Şiran’a
Uçtum ezel (başlangıcı olmayan) sahrasına yerde kararı neylerem
Çorumlu Mustafa Rumî Hazretleri
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: