Bodrum Sandaletçisi 1/2 / Handmade Sandalets - Ellerin Türküsü Kanal B
Автор: Ayşe Öksüz
Загружено: 2009-09-13
Просмотров: 7360
Описание:
Yapım: Ayşe Öksüz Kanal B Turkiye
Kamera: Erdem Gündüzer
Kurgu: Nisa Kasapoğlu
Ustalar: Ali Güven
Bodrum
25.Aralık.2008
Ali Güven: Ben doğma büyüme Bodrumluyum. Babam Makedonya göçmeni , annem buralı. Ortakentli. Bundan elli yıl önce ben 70 yaşındayım şimdi, elli yıl önce burada böyle bir turizm yoktu. Herkesin burada bir el sanatı vardı. Marangozu, berberi, demircisi, nalbantı, terzisi. Herkesin bir geçim kaynağı vardı burada. 11 yaşındaydım, kunduracılığı çok sevdim. Çünkü burada bir okul yoktu okumak için. Ben dedim ki anneme:, anne dedim, ben kunduracının yanına girmek istiyorum. Tamam oğlum, ne istiyorsan yap dedi bana. Tabi okul kapanınca, dördüncü sınıftaydım, yazın bir kunduracı yanına girdim. Ayakkabıcı yanına. Birinci senem, ilk yazım öyle geçti. Beşinci sınıfa geçtim. Beşinci sınıfta okulu bitirdim, iyi okulu bitirdim. Direkt olarak ustamın yanına gittim. O da rahmetli oldu, Mehmet usta vardı. İlk ustam. Kunduracı. Onlar köye giderlerdi, tütün falan dikerler, dizerlerdi. Ekmek parası, Mumcular köyüne giderlerdi. Ben ikinci bir ustamın yanına gittim. O da kunduracıydı. Onun yanında 20 yaşına kadar kunduracılığı çok iyi öğrendim. Eğer kunduracılığı öğrenmeseydim, bu sandaletleri yapamazdım. Kunduracılıkta, çıraklığımda ayakkabının kenarına böyle tek bir parça dikerdik. Bunun ismi vardula idi. Yekpare. Tabi, ustamın yanında bu kunduracılığı çok güzel öğrendim. 20 yaşına geldik. 20 yaşında askere gittim, İzmirde askerliğimi bitirdim, iki sene yaptım, döndüm buraya. Döndüm, bir sene boşta kaldım, ne yapacağım diye. Annem der, oğlum orda çalış, burada çalış. Ben dedim, anne, dükkan açacağım, ama paramız yok. Garibansın Üç sene ayakkabıcılık yaptım. Ama yapacak şeyim kalmadı, çünkü malzeme alamıyorsun. Paranı alamıyorsun, para çok kıymetli o zamanları. Ben dedim anneme, bu işi yapmayacağım dedim anneme. Kızdım ama. E tabi sıcak ülke burası. Ben çıraklığımda, sandalet türü bir şey yapardık ama tam hatırlamıyorum, takunya gibi bir şey hani, deriyi koyardık böyle, iki parça koyardık. Ulan dedim Ali Güven, çıraklığında böyle şeyler yapıyordun ustanın yanında. Ayakkabının yanında ayrıca da böyle şeyler yapardık. Bu diktiğim tek bir parçayı, böyle kıvırırken, çevirirken, yanlış koydum bandını, çünkü dengeli yapmadım önce. Dengeli olmayınca ayak kayıyor tabi ki. 66, ben yaptım böyle bir sandalet, öbür yoldayım, yol üstündeyim, küçük bir dükkan vardı, pencereye astım böyle. Asmaz olsaymışım keşke. Nasıl insan geliyor, nasıl insan geliyor. Yaptım ben bir tane böyle sandalet, hiç unutmuyorum, yabancı birisine. Alman mı, Hollandalı mı, Belçikalı mı bilmiyorum. Yaptım ayak içe içe kayıyor. Bu bandı burada, bu bant burada. Tabi dengeli olmayınca ayak içe içe kayıyor. Burada da tatile gelmişti on, on beş gün. İyi kaynaştık dükkanda, hani lisan bilmeden falan. Seviyorlardı. Dükkanın eski atmosferi vardı çok dah güzeldi böyle. Baktım, Allah Allah, dedim bu nasıl olur. Hemen kafam yattı. Bunu böyle koymamışım, böyle ayak kayıyor. Ben o sandaleti hemen yenisini yaptım ona. O zaman anladım ki, dengeli, simetri olacak. Yaptım, giydirdim, tabi onun ayağında gördüler başkaları gelmeye başladı. Hemen ben pencereye birkaç tane astım böyle sandalet.
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: