[20] Hadîs Dersleri -1 | "İman, Sevgi ve Selâm" | Yusuf Semmak
Автор: Yusuf Semmak
Загружено: 2015-12-02
Просмотров: 12021
Описание:
Sahîh-i Müslim Hadîslerini esas aldığımız ve Hadîslerin şerhlerinde ise İmam Nevevî'nin "el-Minhâc fî Şerhi Sahîh-i Müslim" isimli eserinin metnini takip ettiğimiz sesli derslere başlıyoruz. Bu derste, baştan sona değil de, seçtiğimiz bazı bâb'lar işlenmektedir. Dersin işlenmesinde Arapça metinler esas alınmaktadır.
Metodumuz şudur: Hadîslerin ve şerh bölümünün okunması, Hadîslerde geçen bazı teknik terimler hakkında bilgiler verilmesi, Hadîs Usûlüne dâir önemli hatırlatmalarda bulunulması, Hadîslerin tercümesi ve Şerh metninin hem okunması hem de ibârelerin tercüme edilmesi ve ihtiyaç oldukça, Hadîs'in daha iyi anlaşılması için gerek Nahiv ve gerekse diğer yönlerden yapılan açıklamalar vb. muhteveyâta yer vermekten ibârettir.
Amacımız: Peygamberimizin Hadîslerini doğru anlamak/anlatmak ve Allah'ın dininin doğru anlaşılmasına vesîle olmak, Hadîsler konusunda bilmeden, anlamadan câhilî bir cür'et/cesâret ve hatta hıyânetle Allah Rasûl'ünün Hadîslerine saldırılmasının ve onun Sünnet'inin teşrî'deki kaynaklığının inkâr edilmesinin önüne geçmek, Hadîs Usûlü bilmeden, o Hadîslerin sahîh te'vîllerini okumadan/okuyamadan, sormadan, araştırmadan sırf şahsî ve nefsî yaklaşımlarla Hadîslerle Âyetler arasında ilimsizce zıtlıklar bulma hevesinde olanların tutarsızlıklarını ortaya koymaktır.
Ve bilcümle; bir insan hakkında ya da bir mesele hususunda bilmeden konuşmak nasıl büyük bir suç ise; bu suç, Allah ve Rasûl'üne karşı işleniyorsa, bu durumda işlenen cürmün ne kadar büyük bir günah ve ne kadar büyük bir iftirâ olacağı herkesin ma'lûmu olsa gerektir!
Gerek İmam Buhârî ve gerekse İmam Müslim rahımehumAllah'ın Hadîs kitaplarında yer alan bir tane Hadîs'in bile şerhini doğru okuyamayan nice insan, maalesef ki, bütün Hadîs külliyatının ve Hadîs âlimlerinin yazdıkları kaynak eserlerin aleyhinde bir çırpıda "merdûd'dur" fetvâsını (!) verebiliyorlar!
İşte bu sözlerin söylenmesinin bu kadar kolay olmadığına ya da olmaması gerektiğine, aslında Peygamberimizin Hadîslerinin aleyhinde atıp tutanların kendi aleyhlerine olmak üzere amel defterlerine büyük iftirâlar yazılmasının müsebbibi olduklarına dikkat çekmek ve ilimsizce, mücerred bir rey ile gerçekleştirilen bu davranış biçiminden sakındırma amacınını gütmekteyiz.
İyi bir Müslüman olmak; Peygamberimizi iyi tanımaktan ve onun Sünnet'ine en güzel bir biçimde tâbi olmaktan geçer. Ashâb-ı Kirâm bu i'tikâd ve şuûrda olduğu içindir ki, Tevbe Sûresinin 100. Âyet'inde Rabbimiz, Muhâcirlerin ve Ensâr'ın ilk öncü şahsiyetlerini söz konusu ederek; onlardan râzı olduğunu ve onlara ihsân ile/güzellikle uyanlardan da râzı olduğunu açıkça bildirmiştir. Dikkat edelim! Onlara güzelce uyanlardan Allah râzı olmuştur. Burada Âyet'in üslûbundaki nükteye de dikkat edelim. Bunun anlamı; Rabbimiz, kendilerinden zaten râzı olmuştur demektir. Öyle ya, Allah, onlara en güzel biçimde ittibâ edenlerden râzı olduğuna göre, ittibâ edilenlerden önceden râzıdır. Âyet de bunu zaten açıkça ifade ediyor! Ne büyük bir şeref ve ne büyük bir devlet!
Sözün burasında belki şu soru bazılarının meseleyi anlamasının anahtarı olabilir: "Bu Âyet, söz konusu edilen Ashâb-ı Kirâm'a uymayı emretmiyor mu?" Elbette, emrediyor! Bu çok açık! Çünkü Âyet'in delâletinde bir kapalılık bulunmamaktadır. Bazı Hadîs inkârcıları, "Selef-i Sâlihîn'e uymak zorunda değiliz" derler. Bunu bana karşı da söyleyen kimseler olmuştu. "Peygambere, Kur'ân dışında vahiy gelmedi; Hadîslerin dinde bağlayıcılığı yoktur" diyen kimselerin, Selef-i Sâlihîn'e ittibâ etmelerini beklemek zaten hayalcilik olurdu! Ama diyeceksiniz ki: "Kur'ân, Ashâb'ın öncülerine uymayı emretmiyor mu?" Evet, emrediyor ama bu soruya soruyla yanıt vermek daha kestirme yoldur. Sanki Kur'ân, Peygambere ittibâ etmeyi ve onu örnek almayı emretmiyor mu?! Emretmesine emrediyor da, "Kur'ân, Kur'ân" diyenler ya bunları görmüyorlar ya da anlamıyorlar! Allah, onlara hidâyet versin; "Kur'ân, Sünnet" demeyi nasip etsin.
Peki, Rabbimizin, kendilerine uymamızı emrettiği o mübârek Müslümanlar, iman ve İslâm'da bu mertebeyi nasıl kazandılar dersiniz? Güzelce ya da en güzel şekilde yahut da bütün benlikleriyle Rasûlullâh'ı hayatlarında örnek alarak değil mi? Başka ne olabilir ki? O gün, o insanları rızâ makamına yükselten amelin, ne yazık ki, bugün bizi bağlamadığını vehmeden insanlar türemiştir! Yazık!.. Rabbim, hepimize gerçeği göstersin ve hak dini olan İslâm üzere sebât versin. Âmîn.
DÜZELTME:
▪️12:45-12:47 arasında, "selâmı yaygınlaştırmanın" denilecek yerde sehven "İslâm'ı yaygınlaştırmanın" ifadesi kullanılmıştır!
▪️"Birinci selâm sonuncudan daha önemli değildir" anlamındaki فإنّ الأولى ليست بأحقّ من الأخرة ibârede الأخرة kelimesi yanlışlıkla الأخيرة biçiminde telaffuz edilmiştir.
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: