Asılacak Kadın - Pınar Kür // konuk Bilge Ulusman // Deniz Yüce Başarır ile Ben Okurum
Автор: Deniz Yüce Başarır
Загружено: 2025-10-05
Просмотров: 2942
Описание:
Melek’in sesi bu. İç sesi. Haddi midir onun zaten dışından söylemek gerçekleri? Mümkün müdür sesini çıkarabilmesi? Ezilmiş, örselenmiş, tecavüze uğramış, şiddet görmüş, isyan etme gücünü hatta hakkını bile kendinde bulamayan eli kolu bağlı bir Melek bu. Onun sesi, iç sesi duyduğumuz. Cinayetle suçlanan, kendi deyimiyle sonu kendirde, yani ipte sallanarak bitecek olan bir genç kızın aklına gelenler. Mahkemede sustuklarını ancak aklından geçiren Melek. Asılacak Kadın. Pınar Kür’ün ezilmişliği meslek edinmiş olanlara adadığı o romanın en ezilmişi…
• Ben Okurum
Hiç de yabancısı olduğumuz bir ses değil, öyle değil mi? Şiddetin, tecavüzün, tacizin kol gezdiği bir dünyada pek yüksek sesle duyamadığımız, ya uzaktan hissedebildiğimiz ya da olaylar olup bittikten, giden gittikten sonra duyabildiğimiz o cılız ses. Gün geçmiyor ki, yeni bir kadın cinayeti haberiyle sarsılmayalım. İşte Melek’in sesi o suskun cesetlerin de iç sesi belki. Adaletsiz, eşitliksiz dünyanın ezilmiş kadınlarının sesi. İki ses daha var romanda. Ezilmişin, eline gücü geçirince nasıl bir ezen haline geldiğinin kanıtı olan o kalın, tok, sert ve yüksek sesle açılıyor zaten Asılacak Kadın. Bu ses de mahkemenin başkanı yargıç Faik İrfan Elverir’e ait. O da bize hukukun tarafsızlığı iddiasıyla erkek egemen toplumun ikiyüzlü ahlakını anlatır zihnine hiç pelesenk vurmadan. Sonunda da asıl suçu, cinayeti işleyen ve bunu Melek’i sevdiği için, onu kurtarmak adına yaptığını iddia eden 17 yaşındaki, gencecik Yalçın’ın yazdıklarını okuruz. Eh o okumuş yazmış çocuktur, yazdıklarını okuyacağız elbet. Pınar Kür, 1979’da yayımlanan bu üçüncü ve çok sesli romanında sadece başkişisi Melek’i anlatmaz bize. Koskoca bir toplumun kadınlara bakışını da sergiler tüm çıplaklığıyla. Toplumun kendisi de çıkar böylece gün gibi ortaya.
Asılacak Kadın çok çarpıcı bir roman. Ben Okurum için Tilbe Saran’ın sesinden yeniden dinlerken storytel’de, aklıma Jizel Pelico olayı geldi. Hani Fransa’nın küçük bir kasabasında kocası tarafından uyutulduktan sonra, yıllar boyunca tam 72 farklı erkeğin tecavüzüne uğratılıp, filme alınarak istismar edilen o kadın. Melek ne yazık ki baş tacizcisi evin beyi, sonra kocası olan Hüsrev Bey tarafından uyutulmuyor da. Emirlere uyması da bekleniyor kanlı canlı. Neyse bütün hikayeyi anlatmayayım size. Hoş zaten Pınar Kür kadar çarpıcı anlatmam mümkün değil. Okumayanlar için bir sorun teşkil etmiyorum yani bu halimle.
15 Temmuz 2025’de 82 yaşındayken kaybettik Pınar Kür’ü, biliyorsunuz. Tanışma fırsatını bulamadığım yazarlarımızdan biriydi o. Ama uzaktan uzağa tanıyordum sanki. Ben onda doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen, duruşuyla, hocalığıyla, yazdıklarıyla hatta Türkçeye kazandırdığı eserlerle gözlemlerini, saptamalarını, fikirlerini özgürce ortaya koyan bir kadın görüyordum. Cesur bir kadın. Zaman zaman sussa da hele son yıllarda hemen hemen sesini hiç duyamasak da gençlik yıllarımdan beri aşina olduğum sesi içimde asla susmamıştı, cenazesinde iyice anladım. O sesi hep beraber hatırlayalım, bugünün gençlerine de duyuralım istedim o yüzden. Pınar Kür’ü yeniden okumanın vaktidir efendim. Neden diye sormayacağınızı biliyorum. Ama soranlar varsa, internetin çamurlu sularında şöyle bir gezinmelerini öneririm. Mesela bir sayfa var, adı anıt sayaç. Yani şiddetten ölen kadınlar için dijital anıt. 2008’de 68 kadını kurban vermişiz erkek şiddetine, 2009’da 127, 2010’da 205… Hadi araları saymayayım, 2024’e atlayayım, 451’e varmış ölen kadınların sayısı. İçinde bulunduğumuz 2025’de, yılın bitmesine ben bu podcast'i hazırlarken daha 3,5 ay varken, 348 kadın yitirmiş durumda hayatını. Ben şu satırları yazarken kim bilir kaça yükseldi cesetlerimizin sayısı. Siz dinlerken, kim bilir kaça? 348 can, Melek de var içlerinde, Melek’ler. İşte o yüzden tam Pınar Kür okumanın ve onun anlatmaya çalıştıklarına kulak vermenin zamanı. Eh, söz konusu Pınar Hanım’sa meseleye kadın yazını açısından bakacağımız aşikar olduğuna göre, konuğum da elbette bu meseleler üzerine kafa yormuş biri olmalıydı. 2025’in Mart ayında raflara çıkan kitabı "Edebi Babanın Reddi, Kadın Yazınında Kurucu Söylem, Türsel İşlev ve Anlatısal Arayışlar" adlı çalışmasıyla beni meraklandıran akademisyen Bilge Ulusman’ı davet ettim ben de. Evet efendim, Pınar Kür ve kadın yazını üzerine bolca düşündüğümüz bir sohbet başlıyor.
#benokurum #denizyücebaşarır #pınarkür #asılacakkadın #bilgeulusman
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: