ERBAKAN'I KONTROL ALTINA ALDIK / ÇEVİK BİR'DEN ÇARPICI AÇIKLAMALAR
Автор: Rubicon Tarih
Загружено: 2025-10-16
Просмотров: 13457
Описание:
#çevikbir, #israil, #28şubat
Rubicon Tarih'e "Katıl" butonuyla üye olup destek vermek için:
/ @rubicontarih
Rubicon Tarih’in WhatsApp Kanalı’na katılmak için: https://whatsapp.com/channel/0029VaBd...
Bu bölümde 28 Şubat sürecinin en tartışmalı isimlerinden biri olan dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir’in, İsrailli strateji uzmanı Dr. Martin Sherman ile birlikte 2002 yılında Middle East Quarterly dergisinde yayımladığı “İstikrar İçin Formül: Türkiye Artı İsrail” başlıklı makaleyi ele alıyoruz. Bu metin, 1990’lı yıllarda Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin nasıl şekillendiğini, askeri vesayetin dış politikayı nasıl belirlediğini ve 28 Şubat sürecinin uluslararası boyutlarını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.
Makalede Bir ve Sherman, 1990’ları Ortadoğu’nun “kayıp on yılı” olarak tanımlıyor. Onlara göre bölge terör, savaş ve istikrarsızlıkla sarsılırken, tek olumlu gelişme Türkiye-İsrail ilişkilerinin güçlenmesiydi. Yazarlar, bu iki ülkeyi laik, Batı yanlısı ve demokratik kimlikleriyle Arap dünyasından ayırıyor ve bölgenin “istikrar ekseni” olarak tanımlıyor. Soğuk Savaş sonrası NATO’nun koruma şemsiyesinin zayıflamasıyla Türkiye, güvenlik endişelerini İsrail’le yakınlaşarak gidermeye çalıştı. 1996’da imzalanan kapsamlı askeri anlaşmalar, iki ülke arasında yeni bir dönemi başlattı. İsrail savaş uçakları Türk hava sahasını kullanmaya başladı, Türk F-4 uçakları İsrail’de modernize edildi. Bu işbirliği, ABD’nin de güçlü desteğiyle derinleşti.
Makalede en dikkat çekici bölüm, Necmettin Erbakan’ın başbakanlığı dönemine ayrılmış. Çevik Bir, bu dönemi anlatırken şu ifadeleri kullanıyor: “Ordu, Türkiye’nin İslam’a dönmesini ya da İsrail-Türk askeri ilişkilerinin tehlikeye atılmasını izlemeyeceğini Erbakan’a söyledi. Erbakan kontrol altına alındı.” Bu cümle, 28 Şubat sürecinin sadece iç siyasi değil, aynı zamanda dış politik dengelerle bağlantılı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bir, Erbakan’ın Milli Güvenlik Kurulu’nun baskısıyla istifa ettiğini belirtiyor. Aynı dönemde Türkiye ile İsrail arasında en önemli askeri işbirliği anlaşmalarının imzalanmış olması, bu bağlantının ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.
Bir ve Sherman’a göre, bu işbirliği sadece güvenlik açısından değil, ideolojik açıdan da önemliydi. İki ülke, “radikal İslam” ve “otoriter Arap rejimleri” karşısında kendilerini Batı’nın doğal müttefikleri olarak tanımlıyorlardı. Türkiye ve İsrail’in bölgedeki varlığı, onlara göre “demokratik istikrar”ın garantisiydi. Makale, aynı zamanda ABD’nin bu ortaklığa verdiği desteğin altını çiziyor. Washington yönetimi, Türkiye-İsrail yakınlaşmasını Ortadoğu’da kendi çıkarlarına hizmet eden bir “demokratik blok” olarak görüyordu.
Makalede 28 Şubat sürecinin ruhunu yansıtan bir bakış açısı var. Ordu, laik düzeni koruma görevini anayasal bir zorunluluk olarak sunuyor. Bu söylem, askeri vesayetin meşruiyetini güçlendirmek için kullanılmış bir çerçeve oluşturuyor. Erbakan “İslamcı tehdit” olarak konumlandırılıyor, İsrail’le ittifak ise Batı’ya yönelmiş, modern bir Türkiye’nin teminatı gibi gösteriliyor.
Programda ayrıca Tansu Çiller’in 1994’teki İsrail ziyareti, “Vaat Edilmiş Topraklar” krizi, Hikmet Çetin’in diplomatik temasları ve Süleyman Demirel’in İsrail’e yaptığı ziyaretler de ele alınıyor. Bu gelişmeler, 90’lı yıllarda Türkiye’nin dış politikasında yaşanan yön değişimini, İsrail’le kurulan stratejik ortaklığın adım adım nasıl inşa edildiğini anlamak açısından büyük önem taşıyor.
Sonuç olarak, “İstikrar İçin Formül: Türkiye Artı İsrail” makalesi, sadece bir dış politika değerlendirmesi değil; 28 Şubat sürecinin arkasındaki ideolojik motivasyonun da yazılı ifadesi niteliğinde. Çevik Bir, bu metinde Türkiye’nin yönünü tanımlarken, orduyu sadece iç siyasetin değil, dış politikanın da belirleyici gücü olarak konumlandırıyor. Bu nedenle makale, Türkiye’nin yakın tarihindeki askeri vesayet anlayışını ve İsrail’le ilişkilerin ideolojik boyutunu anlamak için önemli bir belge.
Rubicon Tarih’te bu bölümde, 90’ların Ortadoğu dengelerini, Erbakan’ın nasıl “kontrol altına alındığını” ve Türkiye’nin İsrail’le ilişkilerinin perde arkasını tüm yönleriyle ele alıyoruz. Programı beğenmeyi, yorum yapmayı ve Rubicon Tarih’e abone olmayı unutmayın.
Rubicon Tarihi instagramdan takip etmek için: / rubicontarih
Rubicon Tarihi Tiktok'tan takip etmek için:
/ rubicontarih
Türk Siyasi Tarihi
Siyasi Tarih
Popüler Tarih
Siyaset
Politika
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: