(58) 23.Mektup/1 | Mü’minin mü’mine en iyi duası nasıl olmalıdır? Hangi zatlar daha efdaldir?
Автор: Av. Ali Kurt ile Risale Dersleri
Загружено: 2021-11-22
Просмотров: 5861
Описание:
(58) 23.Mektup/1 | Mü’minin mü’mine en iyi duası nasıl olmalıdır? Hangi zatlar daha efdaldir?
Hakikat ve âhiret kardeşlerin, ihtilâf-ı zaman ve mekân, sohbetlerine ve ünsiyetlerine bir mâni‘ teşkîl etmez.
Yazılan gālib Sözler ve Mektublar, ihtiyârsız, def‘î ve ânî bir sûrette kalbe geliyor.
Mü’minin mü’mine en iyi duâsı nasıl olmalıdır
Sahâbe-i Kirâm Hazerâtı’na ‘ Radıyallâhü Anh' denildiğine binâen, başkalara da bu ma‘nâda söylemek muvâfık mıdır.
Başta müctehidîn-i izâm imamları mı efdal, yoksa hak tarîkatlerin şâhları, aktâbları mı efdaldir?”
AYRICA
57 GIYBET Nedir? Neden Kötülenir? Av. Ali KURT
• (57) 22.Mektup Hatime | Gıybette doğru des...
56 RIZIK ve HIRS Av. Ali KURT Mektup 2 Mebhas
• (56) 22.Mektup/4 | Rızkı tevekkülle talep ...
55 İnâd ve Tarafgîrliğin İctimai Hayata Olan Zararı Nedir? Av. Ali KURT
• (55) 22.Mektup/3 | İnad ve tarafgirliğin i...
YİRMİ ÜÇÜNCÜ MEKTUB
بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَئٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ دَقَٓائِقِ عُمْرِكَ وَذَرَّاتِ وُجُودِكَ
Azîz, gayretli, ciddî, hakîkatli, hâlis, dirâyetli kardeşim, Bizim gibi hakîkat ve âhiret kardeşlerin, ihtilâf-ı zaman ve mekân, sohbetlerine ve ünsiyetlerine bir mâni‘ teşkîl etmez. Biri şarkta, biri garbda; biri mâzîde, biri müstakbelde; biri dünyada, biri âhirette olsa da beraber sayılabilirler. Ve sohbet edebilirler. Hususan bir tek maksad için bir tek vazîfede bulunanlar, birbirinin aynı hükmündedirler. Sizi her sabah yanımda tasavvur edip kazancımın bir kısmını, yani bir sülüsünü Allah kabul etsin size veriyorum. Duâda Abdülmecîd ve Abdurrahmân ile berabersiniz. İnşâallâh her vakit hissenizi alırsınız. Sizin dünyaca bazı müşkilâtınız, senin hesabına beni bir parça müteessir etti. Fakat madem dünya bâkî değil ve musibetlerinde bir nevi‘ hayır vardır. Senin bedeline “Yahu, bu da geçer” kalbime geldi. لَا عَيْشَ اِلَّا عَيْشُ الْأٰخِرَةِ düşündüm. اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَ okudum. اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ dedim. Senin yerine teselli buldum. Cenâb-ı Hakk bir abdini severse, dünyayı ona küstürür, çirkin gösterir. İnşâallâh sen de o sevgililerin sınıfındansın. Sözler’in neşrine mâni‘lerin çoğalması, sizi müteessir etmesin. İnşâallâh neşrettiğin mikdar bir rahmete mazhar olduğu zaman, pek bereketli bir sûrette o nûrlu çekirdekler kesretle çiçekler açacaklar.
Bazı suâller soruyorsunuz. Azîz kardeşim! Yazılan gālib Sözler ve Mektublar, ihtiyârsız, def‘î ve ânî bir sûrette kalbe geliyordu, güzel oluyordu. Eğer ihtiyâr ile Eski Said gibi kuvve-i ilmiye ile düşünüp cevab versem, sönük düşer. Noksân olur. Bir mikdardır ki, tulûât-ı kalbiye tevakkufDuraklama etmiş. Hâfıza kamçısı kırılmış. Fakat cevabsız kalmamak için gayet muhtasar birer cevab yazacağız.
Birinci Suâliniz: “Mü’minin mü’mine en iyi duâsı nasıl olmalıdır?” Elcevab: Esbâb-ı kabûl dâiresinde olmalı. Çünki bazı şerâit dâhilinde duâ makbûl olur. Şerâit-i kabûlün ictimâı nisbetinde, makbûliyeti ziyâdeleşir. Ezcümle:
Duâ edileceği vakit, istiğfâr ile ma‘nevî temizlenmeli. Sonra makbûl bir duâ olan salavât-ı şerîfeyi şefâatçi gibi zikretmeli. Ve âhirde yine salavât getirmeli. Çünki iki makbûl duânın ortasında bir duâ makbûl olur. Hem بِظَهْرِ الْغَيْبِ yani gıyâben ona duâ etmek; hem hadîste ve Kur’ân’da gelen me’sûr duâlarla duâ etmek; meselâ اَللّٰهُمَّ اِنّ۪ٓي اَسْئَلُكَ الْعَفْوَ وَ الْعَافِيَةَ ل۪ي وَ لَهُ فِي الدّ۪ينِ وَ الدُّنْيَا وَ الْأٰخِرَةِ رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْأٰخِرَةِ حَسَنَةً وَ قِنَا عَذَابَ النَّارِ gibi câmi‘ duâlarla duâ etmek; hem hulûs ve huşû‘ ve huzûr-u kalb ile duâ etmek; hem namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra, hem mevâki‘-i mübârekede, hususan mescidlerde, hem cum‘ada, hususan saat-i icâbede, hem şuhûr-u selâsede, hususan leyâlî-i meşhûrede, hem Ramazan’da, hususan Leyle-i Kadir’de duâ etmek, kabule karîn olması rahmet-i İlâhiyeden kaviyen me’mûldür. O makbûl duânın ya aynen dünyada eseri görünür. Veyahud duâ olunanın âhiretine ve hayat-ı ebediyesi cihetinde makbûl olur. Demek aynı maksad yerine gelmezse, “Duâ kabul olmadı” denilmez. Belki “Daha iyi bir sûrette kabul edilmiş” denilir.
İkinci Suâliniz: “Sahâbe-i Kirâm Hazerâtı’na ‘ Radıyallâhü Anh' denildiğine binâen, başkalara da bu ma‘nâda söylemek muvâfık mıdır?”
Elcevab: Evet, denilir. Çünki Resûl-ü Ekrem’in bir şiârı olan “Aleyhissalâtü Vesselâm” kelâmı gibi, “ Radıyallâhü Anh” terkîbi Sahâbeye mahsûs bir şiâr değil; belki Sahâbe gibi verâset-i nübüvvet denilen velâyet-i kübrâda bulunan ve makam-ı rızâya yetişen Eimme-i Erbaa, Şâh-ı Geylânî, İmâm-ı Gazâlî, İmâm-ı Rabbânî (ks) gibi zâtlara denilmeli. Fakat örf-ü ulemâda Sahâbeye radıyallâhü anh, tâbiîn ve tebe‘-i tâbiîne rahimehullâh, onlardan sonrakilere gafarallâhü leh ve evliyâya kuddise sırruhû denilir.
Üçüncü Suâliniz: “Başta müctehidîn-i izâm imamları mı efdal, yoksa hak tarîkatlerin şâhları, aktâbları mı efdaldir?”
Elcevab: Umum müctehidîn değil, belki Ebû Hanîfe, Mâlik, Şâfiî, Ahmed bin Hanbel şâhların, aktâbların fevkın..
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: