Bamteli | Bilginin Transferi ve Hakikat Aşkı | M. Fethullah Gülen | (2011/01/24)
Автор: HerkulNagme
Загружено: 2012-02-07
Просмотров: 1607
Описание:
Soru: 1) Bilginin transferi, İslâmîleştirilmesi ve kendileştirilmesi başlıklarıyla üç önemli husus üzerinde duruldu. Bu üç merhale ile alâkalı düşüncelerinizi lutfeder misiniz? Bilginin transferinde meselenin kuru bir taklit olarak kalmayıp velûd bir vetire takip etmesi adına neler yapılmalıdır?
-Bilginin kaynağı Cenâb-ı Hakk'ın âsârıdır; bilgi O'nun eserlerinde aranmalıdır. O âsârın kavl-i şârihi (manalarını açıklayıp tefsir ve tarif edicisi) Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Sahîha'dır. (00:55)
-İlk Müslümanlar ilim ufku, hakikat tutkusu ve araştırma aşkıyla varlık ve eşyayı didik didik etmiş, çağlar boyu birer kaynak olarak herkesin başvuracağı çok önemli tespitlerde bulunmuş, uğradıkları her yeri kendi engin zevklerine göre yeniden şekillendirmiş ve tıpkı Cennetlerin koridorları hâline getirmişlerdi. Fakat, maalesef, hicri beşinci asırdan günümüze doğru gelinirken o aşk u iştiyak yavaş yavaş söndü. O beyin fırtınaları tamamen dindi, her şey tersine döndü.. ve bu millette öldüren bir yorgunluk yaşanmaya başladı. Geçmişin oldukça cahil ve her zaman gözümüzün içine bakan çoban toplumları ilmî seviyeleri, araştırma ciddiyetleri, maddî terakkî ve teknolojik üstünlükleriyle bizi vesâyetlerine çağırır oldular. (02:20)
-O ilk dönemler itibarıyla bizim dünyamızda, ilim dallarının hemen hepsinde, araştırma sevdalısı bir hayli mütefekkir, filozof ve kâşif yetişmiştir: Muhammed b. Zekeriyya er-Râzî'den Kûfeli Cabir'e, Fârâbî'den İbn Sina'ya, İbn Yunus'tan Zehravî'ye, İmam Gazzâlî'den İbn Rüşd'e kadar daha yüzlerce deha... kimya, matematik, geometri, tıp, astronomi, mûsıkî, fıkıh, usul-i fıkıh, tasavvuf... gibi ilim dallarında sistemler geliştirmişlerdir. Bunların insanlığa armağan ettikleri eserler çağları aşacak nitelikte ve Batı Rönesansına öncülük yapacak mahiyettedir. Çoklarının dediği gibi; Batı Rönesansı'nın arkasında Endülüs'teki İslam medeniyeti vardır. (04:50)
-Son asırlarda pozitivist ve materyalist teoriler bilim ve düşünce hayatını tamamen baskı altına aldıklarından, kâinat ve hadiselerin yorumu tek bir tipe irca ile her şey belli bir anlayışa göre tefsir edilir oldu; hakikate ulaştıran yollar daraltıldı ve her şey, madde ve tabiatla irtibatlandırılarak, metafizik mülâhazalar bütün bütün devre dışı bırakıldı. Bunun neticesinde, özellikle Batı'yı anlamsız, izansız, idrak ve basiretten yoksun kör bir taklidin içine düşen Türkiye gibi bazı Müslüman ülkelerde "hakikat aşkı"nın yerini fantastik mülâhazalar, araştırma ahlâkının yerini de şablonculuk aldı ve topyekün bir düşünce hayatı modern dogmatizmin işgaline uğradı. Neticede gerçek ilim düşüncesi felç oldu; insanın aklı, fikri, ruhuyla çelişir hale getirildi ve insan ruhu, bu üst üste dayatmalar karşısında kendi enfüsî gerçeklerine karşı âdeta yabancılaştırıldı. Böyle bir dünyada, Şark'ta olduğu kadar Garp'ta da, pozitif bilimler, onca olumlu görülen neticelerine rağmen, temelde dine, diyanete, metafiziğe hep tezyifkâr baktığından materyalizmin ötesine geçemedi. (09:00)
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: