Rütbe-i İlim, Rütbelerin Hepsinden Yüksektir! (Münir Derman (k.s.))
Автор: Münir Derman
Загружено: 2025-07-27
Просмотров: 1928
Описание:
Bir kâfire dahi, Müslümanlığı anlatırken Beyazid-i Bestamî Hazretleri gibi olun diyen bir irfanın mensubuyuz. Müslümanlık, kuru bir şekil değil; kalpteki nur, yüzdeki tebessüm, sadrın genişliği ve nefsin temizliğidir. Beyazid Hazretleri ihram hududuna vardığında bile “Ben hâlâ tavafa layık değilim!” diyerek geri dönmüşse, bu bir beden temizliğinden öte, iç âlemin nurla yıkanması demektir.
Münir Derman (k.s.) şöyle buyurur:
“Siz elinizi yemekte sabunla yıkarsınız; biz ameliyata girerken 100 derecede kaynamış suyla 15 dakika elimizi fırçalarız… Kâbe’yi tavaf edecek dereceye hâlâ gelmediğini bildiği için geri dönmüştür Beyazid.”
Demek ki mesele şekil değil, hâl meselesidir. Dış ses ne kadar güzel olursa olsun, iç âlem kirliyse o ses neye yarar? Ezanı bile güzel okuyamayan bir Müslüman, bir gayrimüslimi İslam’dan soğutabiliyorsa; buradaki sorumluluk, temsil kabiliyeti eksikliğindedir. Bu yüzden “iyi sesli lazım” der Münir Derman, çünkü “suyu yağa karıştırırsan kandil yanmaz!”
Her bayramda, her Ramazan’da secdeye kapanan birini hor görmek, onun samimi çabasına perde çekmektir. Münir Derman der ki: “Her askere giden mareşal olmaz; her harbiyeden çıkan general çıkmaz.” Siz ibadetlerinizi tam yapıyorsunuz diye diğerlerinin gayretini küçümseyemezsiniz. Herkesin istidadı ve nasibi ayrıdır.
Efendimiz (s.a.v) buyurur:
“İnsanlarla hoş geçinmeyen ve kendisiyle hoş geçinilmeyen adamda hayır yoktur.”
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”
“İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.”
“Beşikten mezara kadar ilmi arayınız.”
“Ulemânın mürekkebi, şehidlerin kanından üstündür.”
Tüm bu Hadîs-i Şerifler gösteriyor ki Müslümanlık yalnızca ibadet değil, güzel ahlâktır; hoşgörüdür; tevazu ve temsil meselesidir. Dış suretten ibaret değil, iç hakikate erme yolculuğudur. Müslüman, secde eden alnıyla değil, kalbinde yanan kandiliyle tanınır. Ve o kandilin yağı ihlâstır, doğruluktur, ilimdir, edeptir.
Kanaatten kim ölmüş? Bir çorba, bir ekmekle yaşanır. Her gün baklava isteyen nefsin değil; rızaya razı olan kalbin kazancı kalıcıdır. Münir Derman der ki:
“Hangi tavuk yiyen helaya altın yapmıştır? Hepsi aynı şeyi yapmıştır. Kanaat, kanaat!”
Ey izleyen, unutma: Hakiki Müslümanlık, başkalarının imanına hayranlık uyandıracak bir temsildir. Öyle bir ahlâkın olsun ki, kâfir bile senin imânına gıpta etsin. Münir Derman’ın buyurduğu gibi:
“Öyle kulluk yapmalıdır ki, hürler bile senin kulluğuna hased etsin!”
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: