Amr Bin As'ın Mısır'ı İstilası
Автор: Dünyadan Geçerken
Загружено: 2026-01-11
Просмотров: 681
Описание:
Dört büyük halifenin birincisi ve ümmet-i Muhammed’in en üstünü Hazret-i Ebûbekir’dir (r.a.). Fazileti âyet-i kerîme ve hadîs-i şeriflerle sabittir. Tevbe Sûresi’nin 40. ve Hadîd Sûresi’nin 10. âyet-i kerîmeleri onun hakkında nâzil olmuştur. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.):
“Ben, Ebû Bekir’den başka her kime İslâm’ı arz ettiysem tereddüt etti. Yalnız Ebûbekr-i Sıddîk tereddüt etmedi ve gecikmeden (İslâm’a geldi)” buyurmuşlardır.
Peygamber Efendimiz’den (s.a.v.) iki sene sonra doğmuştur. Babası Ebû Kuhâfe (r.a.), annesi Selmâ bint-i Sahr’dır (r.anhâ). Soyu hem anne hem de baba tarafından Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) dedelerinden Mürre’de birleşmektedir. Câhiliye dönemindeki ismi “Abdü Rabbi’l-Ka‘be” idi. Müslüman olduktan sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ona “Abdullah” ismini vermiştir.
“Ebûbekir”, seher vakti teheccüd kılanların babası demektir. Müslüman olduğunda otuz sekiz yaşında idi. Erkeklerden ilk iman eden kişidir. Başta Aşere-i Mübeşşere’den Hazret-i Talha, Hazret-i Osman ve Hazret-i Zübeyr bin Avvâm (r.anhüm) olmak üzere birçok kimse onun davetiyle Müslüman olmuştur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şeriflerinde:
“Benden sonra Ebûbekir ve Ömer’e tâbi olunuz, uyunuz.” buyurmuşlardır. Bu, kendilerinden sonra Hazret-i Ebûbekir’in (r.a.) halife olacağına işarettir.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) vefatından sonra Hazret-i Ebûbekir’e ilk biat eden Hazret-i Ömer’dir (r.a.). Sonra Muhacirler, ardından Ensâr, daha sonra da bütün müminler biat etmişlerdir. Hazret-i Ebûbekir’den (r.a.) sonra insanların en üstünü Ömer bin Hattâb’dır. Hazret-i Ebûbekir’den sonra hak halifedir. Onun da fazileti âyet ve hadîslerle sabittir. Enfâl Sûresi’nin “Ey Peygamber! Sana Allah ve sana tâbi olan müminler yeter.” meâlindeki 64. âyet-i kerîmesi onun hakkında nazil olmuştur.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Benim semada iki vezirim ve yeryüzünde iki vezirim vardır. Semadaki iki vezirim Cebrâil ile Mikâil’dir. Yeryüzünde olan iki vezirim ise Ebûbekir ve Ömer’dir.” (Câmiu’s-Sağîr, Süyûtî)
Ayrıca:
“Eğer benden sonra bir peygamber gönderilseydi muhakkak Ömer bin Hattâb olurdu.” (Kenzü’l-Ummâl)
Hazret-i Ömer, hicretten kırk sene önce Mekke’de doğdu. Dokuzuncu dedesi Ka‘b’da soyu Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyu ile birleşir. Peygamberimiz (s.a.v.) onun hakkında:
“Allah Teâlâ, hakkı Ömer’in lisanı ve kalbi üzere kıldı. O Fârûk’tur; Allah onunla hak ile bâtıl arasını ayırdı.” buyurmuştur. Bu sebeple lakabı “Fârûk” olmuştur.
Hazret-i Ebûbekir’e ilk biat eden Hazret-i Ömer’dir. Bundan sonra her işinde halifeye yardım etmiş ve hizmetinde bulunmuştur. Hazret-i Ebûbekir, vefatına yakın Ashâb-ı Kirâm’ın ileri gelenlerini çağırıp görüştükten sonra Hazret-i Ömer’i halife tayin etmiştir. Hazret-i Ömer hicretin on üçüncü yılında halife olmuş, on sene altı ay yedi gün adaletle halifelik yapmıştır.
Hazret-i Osman (r.a.), Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) iki defa damadı olduğu için “Zinnûreyn” (iki nur sahibi) lakabıyla anılmıştır. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), kızı Rukiye’yi Hazret-i Osman’a nikâhlamış, onun vefatı üzerine diğer kızı Ümmü Gülsüm’ü de ona nikâhlamışlardır. Ümmü Gülsüm de vefat edince:
“Eğer üçüncü bir kızım olsaydı onu da sana nikâhlardım.” buyurmuşlardır.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Hazret-i Osman’a bakarak:
“Benden sonra sana belâlar geldiğinde hâlin nice olur?” buyurdu.
Hazret-i Osman (r.a.) sordu:
“Ben ne yapayım, yâ Resûlallah?”
Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Sabır, yâ Osman! Rabbin senden râzı olduğu halde bana kavuşuncaya kadar sabır.” buyurdular.
Hazret-i Ömer’den sonra Hazret-i Osman on iki yıl halifelik yaptı. Kur’ân-ı Kerîm okurken evinde şehid edildi.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Dört zâtın sevgisi bir münafığın kalbinde toplanmaz. Bu dört zâtı ancak müminler sever: Ebûbekir, Ömer, Osman ve Ali.” (Kenzü’l-Ummâl)
Resûlullah (s.a.v.), babadan ve anadan yetim kalınca önce dedesi Abdülmuttalib’in, sonra amcası Ebû Tâlib’in himayesinde kaldı. Bu sebeple kendisi de Ali bin Ebî Tâlib’i küçük yaşta hâne-i saadetine alıp büyütmüş ve terbiye etmiştir.
Peygamberlik vazifesi gelince ilk olarak Hazret-i Hatice (r.anhâ) iman etmiş ve onunla beraber namaz kılmıştır. Bir gün sonra, bulûğ çağına yaklaşmış yaşlarda olan Hazret-i Ali İslâm ile şereflenmiştir.
Hazret-i Osman’dan (r.a.) sonra insanların en üstünü Hazret-i Ali’dir (r.a.) ve fazileti açıktır. Hazret-i Osman’dan sonra hak halifedir. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) onun hakkında:
“Münafık olan Ali’yi sevmez; mümin olan Ali’ye buğzetmez.”
(Cem‘u’l-Cevâmi‘, İmâm Süyûtî) buyurmuşlardır.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.), en sevgili kızı Fatımatü’z-Zehrâ’yı (r.anhâ) Hazret-i Ali’ye nikâhlamışlardır. Bu evlilikten Hazret-i Hasan, Hazret-i Hüseyin ve küçük yaşta vefat eden Muhsin (veya Muhassin) adlı oğulları; ayrıca Zeyneb-i Kübrâ ve Ümmü Külsüm-i Kübrâ adlı kızları dünyaya gelmiştir.
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: