LOHUSA TÜRKÜSÜ - AKASYAANA ft. ÜMİT ATEŞ
Автор: Akasya Asıltürkmen
Загружено: 2018-03-06
Просмотров: 79473
Описание:
“Lohusanın Türküsü” bu sıkıntılı günleri unutmamak değil de gülerek hatırlamak içim yazılmıştır. Sadece lohusalık geçirmiş olanların anlayacağı zorlu bir dönemdir bu. Çok da neşeli geçmez üstelik. Ben hep bir şekilde espriye vurarak atlatmaya çalıştım.
Şu anda lohusa olan ya da bebeği çoktan senesini doldurmuş canım anacıklarım, siz de bu lohusa derdi kovma etkinliğine katılmak isterseniz şarkının tamamını yahut nakaratı yatay bir şekilde çekip yollayın. Bunlardan klip çıkacak işte. Hepinizi uykusuz gözlerinizden öpüyorum.
Tahammül edilmesi imkansız bir ses eşliğinde mutfakta oturuyorum. Beynim akmış gibi hissediyor olmamın tek sebebi süt sağma makinesinin çıkardığı ses değil üstelik. Kendimi sağarken de, emzirirken de hep aynı his oluyor. İçim çekiliyor sanki. Ruhumu emiyor. Bayılacakmış gibi hissediyorum, ter içinde kalıyorum ve emzirirken ya da kendimi sağarken etrafımda insan istemiyorum. Bende mi bir sorun var acaba diye düşünürken bilge bir kadın diyor ki “ emzirmek mahremiyet gerektirir. Sadece fiziksel bir olay değildir. sakin bir ortamda, tercihen bebeğinle baş başa kalmalısın.”
Benim dışımda herkesin işine gelebilecek bir argüman olmasına rağmen beni mutlu etmiyor bu. Etrafımda insan severim ben. Emzirirken konuşabilir, şarkı söyleyebilir, dolaşabilirim. Ama kesinlikle sadece mutlululuk verecek şeyler yapabilirim. Neşelendiren, yüksek enerjili insanlar ve konular gerekiyor bana. Emzirirken ve hamileliğimin ilk üçüncü ayından itibaren böyle hissettim. Olumsuz yorum, haber, film, şarkı, insan istemedim etrafımda. Elimden geldiğince uzak durmaya çalıştım. Hamileyken kolay ama emzirirken kaçamıyorsun işte. İnsanlar da emzirmeyi kolay kolay bir mesai olarak göremiyorlar maalesef. Sanki boş zamanın varmış. Öylece oturuyormuşsun gibi algılanıyor. Özellikle erkekler tarafından! Dünya meselelerini konuşmak için bile neden emzirdiğim zamanı seçiyorsun be adam? Bu iç sesim değil üstelik. Defalarca söyledim. “EMZİRİRKEN BANA DOKUNMA” Gelip bana soru sorma, tenkit etme, bak hele onu hiç yapma. Emzirirken ben ben olmuyorum. Bak olacaklardan ben meshul değilim. Anlamıyor. Kendimi bebekle ya da bebeksiz camdan atabilme potansiyelimi görmüyor. Üstelik kabul ediyorum. Çok basit konular ama dokunma işte. Emziren anaya elleşme. Kedilere köpeklere bile emzirirken bir haller oluyor. Kendini çaresiz hisseden her insan gibi bunun da cevabı savunma olarak geliyor tabii. “ Ne zaman bitecekmiş bu lohusalık? İyi ki bir doğurdun. Hep böyle mi olacak?” Böyle başlayıp çeşitlenerek ve duygusal şiddetini artırarak devam ediyor savunmanın konuşması. “İtiraz ediyorum” diyeceğim ama elim ayağım tutmuyor. Kavga edecek halim de yok, vaktim de. Zaten şişim, bir de söyleyemediğim sözler, veremediğim tepkiler yüzünden şişiyorum. Birinci çember tam bir acı bedeni. Yani eş, bebek, anneler, babalar. Aile işte. En çok desteğine ihtiyaç duyduğun ama aslında en yorucu olan tayfa. İkinci çember ise arkadaşlar, yakın sosyal çevre. Orası biraz daha rahatlatıcı. Eğer kendi özgür iradenle oluşturduğun bir sosyal çevren varsa, onlara ve kendine dürüst davranabiliyorsan şanslısın. Onlar da senin gibi. Aynı şeylere gülüyor, kızıyor, benzer tepkileri veriyorsunuz. Sonra sırada üçüncü ve aslında topumuzu hiç haddi olmadığı halde etkisi altına alan üçüncü çevre. TOPLUM. Hani annelerimizin suratlarına en endişeli en kaşlarının ortasındaki kaz ayağını belirginleştiren surat ifadesini takınıp söyledikleri “ Elalem ne der?” sorusu. İşte elimizi kolumuzu varsayımlarla bağlayan en eski gardiyanımız Elalem teyze. o elalem yüzünden bu annelik aşırı kutsal. Bu yaşına kadar bireydin hatta biri idin. Şimdi annesin. Sanki öldün, helvanı yedik. Fedakarlık da senin göbek adın. Sorguladın mı ayvayı yersin. Sen ne biçim bir şeysin? Yazık o doğurduğun sabiye. Allah sana anneliği bahşetmiş, daha ne istiyorsun? Şükretmelisin, onu kayıtsız şartsız sevmelisin. En iyi anne olmalısın, sütün gelmeli sevgiden, emziriyor musun? Emzir emzir. Emzirmezsen anne değilsin, bebeğin en büyük ihtiyacı annesidir, sen yapamazsan yandın, başkaları yapar, yazıklar olur sana, yemezsen abilere verirler, sürerler seni buralardan, alırlar elinden, hesap sorarlar. Cennet annelerin ayakları altındadır, demiş miydim? Biz bebeğin iyiliğini düşünüyoruz. İyilikten, hepsi iyilikten.
Abone olmayı unutmayın! ► http://bit.ly/AkasyaAna
TVN ► http://bit.ly/turkeyvideonetwork
► http://turkeyvideonetwork.com/
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: