Karısı onu terkedip zengin tüccarla kaçtı | Yoksul Oduncunun Talihsiz Hikayesi
Автор: Dini Ve İbretlik Hikayeler
Загружено: 2026-02-02
Просмотров: 2882
Описание:
Abdûl cabbar, ömrünü iri ağaç gövdeleri arasında, yalnızca vahşi hayvanların ve azgın rüzgârların mesken tuttuğu ıssız bir ormanın derinliklerinde tüketmiş yoksul bir oduncuydu. Bu yaşlı adamın dünyada ki nasibi; pasın neredeyse yarım ağzını yiyip bitirdiği demir bir balta ile rüzgârın çatlaklarında inleyip durduğu, ruhu sızlatan bir ıslıkla adeta azap çeken canlar gibi sesler çıkaran harap bir ahşap kulübeden ibaretti. Abdûl cabbar’ın yüzündeki kırışıklıklar uzun bir çilenin sessiz hikâyesini anlatır, nasır tutmuş elleri ise bunca yılın emeğiyle sanki sert ağaç kabuğundan koparılmış iki parça gibiydi. Bütün bu yorgunluğa rağmen kimseye şikâyet etmezdi; her sabah odun demetini sırtlanır, köy pazarına kadar uzun yollar aşar, karşılığında ancak birkaç kuruş alırdı ki bu da çoğu zaman bayat bir ekmek almaya bile yetmezdi.
Ne var ki Abdûl cabbar’ın asıl acısı ne boğazını sıkan yoksulluktu ne de kemiklerine işleyen kış soğuğu; onun gerçek yarası evinin içindeydi. Gençlik yıllarını paylaştığı karısı, zamanla ona küçümseme ve nefret dolu bakışlarla bakmaya başlamıştı. Artık karşısında alın teriyle direnen bir eş değil, kendi mutsuzluğunun ve mahrumiyetinin sebebi olan bir adam görüyordu. Üzerine sinmiş talaş kokusundan tiksinir, eli boş eve döndüğü her seferinde yüzüne bağırarak bu yoksul hayata olan öfkesini haykırırdı.
Dondurucu bir günde, gökyüzünün onlarca yıldır görülmemiş bir kar fırtınasının habercisi gibi kara bulutlarla kaplandığı o günde, Abdûl cabbar odunlarını satamadan erkenden kulübesine döndü; bütün gün kimse bir tek dal bile almamıştı. Titreyerek içeri girdiğinde, yüreğinde küçük bir umut vardı: belki bir sıcak söz, belki de bir kase sıcak çorba… Fakat onu karşılayan manzara, damarlarındaki kanı dışarıdaki ayazdan bile daha beter dondurdu.
Dışarı baktığında karısının eşyalarını topladığını gördü; annesinden yadigâr kalan birkaç kıymetli parça ile birlikte hepsini büyük bir çantaya yerleştiriyordu. Kapının önünde, asil bir atın çektiği gösterişli bir araba duruyordu; içinde ise şehirde adı bilinen zengin kumaş tüccarı bekliyordu. Abdûl cabbar tek kelime etmedi. Olduğu yerde donup kalmış, gözlerinden sessiz yaşlar süzülüyordu. Karısı ona son bir kez baktı; bu bakışta ne merhamet vardı ne de vefa, yalnızca vicdansızlık ve aşağılama… Sonra harap kulübenin eşyalarını eliyle işaret etti; sanki bu hayatın, bu yoksul mekânın kendisine yakışmadığını söylüyordu. Açlıktan ve fakirliğin kokusundan bıktığını ima edercesine arkasını döndü, geriye bakmadan arabaya bindi. Araba hızla uzaklaştı; sisin ve yağan karın içinde kaybolup gitti.
#dinihikayeler #seslikitap #yapayzeka #diniveibretlikhikayeler #ibretlikhikaye
Selamın aleyküm kıymetli dostlar; Bu videomuzda, karlı manzaralarda bir at arabası ve bina ile başlayan, ardından bir hazinenin yakınında ve ormanda insanlarla etkileşime giren "wolves" içeren bir hikaye dinleyeceksiniz. Bu "snow" kaplı "stories", "wildlife" ve hatta potansiyel bir "animal attack" temasını işleyerek, "storytelling" sanatının gücünü gözler önüne seriyor. Bu anlatım, bir belgenin eşlik ettiği bir adamın yanında bir kurdun bulunduğu bir halk buluşmasıyla zirveye ulaşıyor. 🐾
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: