Mübadelede 37 yaşında olan Zarife Yılmaz bu videoda göçü ve göç sırasında yaşadıklarını anlatıyor.
Автор: Aycan Yılmaz
Загружено: 2018-07-06
Просмотров: 2625
Описание:
VİDEODA KONUŞULANLARIN TÜRKÇE ÖZETİ
Babaannem Zarife Yılmaz 1887 yılında Yunanistan'ın Grevena şehrine bağlı Krifçi (yeni adı Kivotos) köyünde doğmuş. 1924 yılında mübadele kapsamında ailesiyle birlikte Türkiye'ye göç ederek Niğde'nin Yeşilburç köyüne yerleşmiş. 1981 yılında 94 yaşında iken vefat etti.
Mübadele ile Türkiye'ye geldiğinde 37 yaşında idi ve mübadeleyi ve göç sırasında yaşadıklarını çok iyi hatırlıyordu. Yalnızca Yunanca konuşabiliyor ve Türkçe hiç bilmiyordu. 1975 yılında, yani bundan 45 yıl önce 88 yaşındayken bir gün ben ve rahmetli babam Fehmi Yılmaz kendisine mübadeleyi ve göç sırasında yaşadıklarını anlatmasını istedik. Biz Yunanca olarak sorduk ve o da Yunanca olarak cevaplar verdi. Sesini de o dönemdeki teknolojiye göre kullanılabilen bir teyp cihazına koyduğum kasette sesini kaydettim ve bu kaseti de CD' ye aktardım. O dönemde şimdiki gibi gelişmiş kamera sistemleri ve akıllı telefonlar olmadığı için onu görüntülemem mümkün olmadı. Bu videoda sesini kaydettiğim babaannem Zarife Yılmaz'ın Yunanca olarak anlattıkları yer alıyor.
Yunanca bilmeyenler için babaannem Zarife Yılmaz'ın ( Nana Şilimina) mübadele ile ilgili anlattıklarını aşağıda Türkçe olarak özetledim.
Buna göre önce kendi köyü olan Yunanistan'ın Grevena şehrine bağlı Krifçi (yeni adı Kivotos) köyünün etrafındaki diğer müslüman Türk köylerinin tek tek isimlerini saydıktan sonra devamında aşağıdakileri anlatıyor:
"Köyümüze önce Türkiye'den Rumlar gelip (Bursa'dan ve Yozgat'ın Akdağmadeni ilçesinden gelen Rumları kastediyor) yerleşti. Köyümüzün evleri yeterli olmadığı için bir çok yakınımız ve köylümüz Türkiye'den gelen Rumların yerleşmesi için kendi evlerini boşaltarak köydeki diğer yakınlarının ve köylülerinin evlerine yerleştiler. Bizim evimiz iki katlı küçük bir evdi. Yukarıda iki ve aşağıda da bir odamız vardı. Evimize ise kendi evini Türkiye'den gelen Rumlara yer açmak için terkeden Hasan Türkeli ailesi (Butâta) gelip yerleşti. Odalarımızda yer olmadığı için Hasan'a ancak dışarıda, bahçede bulunan mutfakta yatıp kalkması için yer verebildik.
Göç, Mart ayında Krifçi köyünden atlarla önce Yiangovi (Mesopotamos) köyüne hareket ederek başladı. Burada 2 gün kaldık. Daha sonra Kozani'ye hareket ederek burada bizi seven ve yardım eden hıristiyan bir dost Yunanlının evinde 12 gün kaldık. Ev iki katlıydı ve biz üst katta, Yunanlı ise alt katta kaldı. Kozani'den sonra Veria'ya gittik ve burada 5 gün çadırlarda kaldık. Veria'dan sonra Selanik'e (80 km) gittik. Selanik'te denizin kenarında (limanda) fabrika gibi büyük bir binanın yanında bir değirmen vardı, bu değirmenin yanında tam 5 gün süreyle açıkta geminin gelmesini bekledik. Çünkü hava çok sıcaktı. Ancak, geceleri değirmenin gürültüsünden uyuyamıyorduk. 5'nci günün sonunda gemi geldi ve gemiye Krifçi, Tsurhli ve Dovrunitsa (Klimataki) köylerinden gelenlerle birlikte, 3 köy halkı olarak bindik. Geminin merdiveni dar ve yüksek olduğu için gemiye binenler denize düşmesinler diye birbirleriyle iple bağlanıyorlardı ve gemiye öyle çıkıyorlardı. Ancak buna rağmen gemiye çıkarken tutunamayıp düşenler oldu. Gemiye çıkanların sayısı çoktu. 3 gün ve 3 gece gemi yolculuğundan sonra İzmir'e vardık.
İzmir'de bir fabrika gibi büyük bir binada kaldık. Bu binanın daha önce ne için kullanıldığını bilmiyorum ama binanın duvarlarında kan izleri vardı. Bundan çok etkilendim. İzmir'de bu binada yaklaşık 1 ay kadar kaldık.
Daha sonra Isparta'ya hareket ettik. Isparta'da 3 ay kadar kaldık. Abim ve ailesi (İbrahim Alınca ve Tevfik İlhan'ın babaları Ahmuj'u kastediyor) Eğirdir'e yerleşti. Ben de abimin yerleştiği yere, yani Eğirdir'e yerleşmek istiyordum, ama eşim istemedi. Daha sonra Isparta'dan Eğirdir'e ve oradan da Akşehir'e geldik. Akşehir'de ise kara yük vagonlarına binerek trenle Ulukışla'ya vardık. Ulukışla'dan at ve eşeklerle Niğde'nin bir Rum köyü olan Uluağaç köyüne gittik.
Bu köye geldiğimizde Rumlar halen bu köyde oturuyorlardı. Uluağaç köyünde 3 kız kardeşin oturduğu Rum bir ailenin evine yerleştik. Aynı evde 2 ay kadar bu Rum aile ile birlikte yaşadık. Rum kız kardeşlerinden bir tanesinin 4 kızı vardı. Bu Rum aile çok iyiydi. Bize yastık ve 4 kalın minder vermişti ve biz buna çok sevinmiştik. Uluağaç köyünde 1 yıl kadar kaldık. Ancak bu köyü beğenmediğimiz için Rumlardan yeni boşalmış bir başka Rum köyü olan Yeşilburç köyüne (Teney) giderek buraya yerleştik.
O zamandan beri bu köyde yaşamaya devam ediyoruz."
Aycan Yılmaz
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: