Søren Kierkegaard Kimdir? Varoluşçuluk ve Kaygı Felsefesi
Автор: Kerem Kayval
Загружено: 2025-03-01
Просмотров: 391
Описание:
Søren Kierkegaard (1813-1855), Danimarkalı bir filozof, teolog, yazar ve şairdir. Modern varoluşçuluğun öncüsü olarak kabul edilir ve özellikle bireyin varoluşsal kaygıları, özgürlük, inanç ve etik konularındaki görüşleriyle tanınır. Çalışmaları, hem felsefi hem de edebi açıdan son derece derin olup, Hegelci felsefeye karşı geliştirdiği eleştiriler ve Hristiyan inancı üzerine düşünceleriyle büyük bir etki bırakmıştır.
Kierkegaard’ın Felsefesi ve Temel Görüşleri
Kierkegaard’ın felsefesi bireyin deneyimlerine, içsel dünyasına ve özgürlüğüne odaklanır. Ona göre, insanın varoluşu bireyseldir ve nesnel bilgi veya rasyonel sistemlerle tam olarak anlaşılamaz. Bu nedenle, özellikle şu konular üzerinde durmuştur:
1. Varoluş ve Bireysellik
Kierkegaard, bireyin kendi varoluşunu anlaması gerektiğini savunur. Ona göre insan, toplumun ve felsefi sistemlerin dayattığı soyut kimlikler yerine, kendi özünü bulmalıdır.
Hegel’in sistemci ve soyut felsefesine karşı çıkarak, bireysel varoluşun önemini vurgular.
2. Varoluşun Üç Aşaması
Kierkegaard, insan yaşamını üç varoluş aşamasına ayırmıştır:
Estetik Aşama: Hazcılığın ve yüzeysel zevklerin ön planda olduğu dönemdir. Bu aşamadaki insan hayatı anlamlandıramaz ve sık sık can sıkıntısı ve boşluk hissi yaşar.
Etik Aşama: Birey, sorumluluk alarak ahlaki kurallara uymaya başlar. Ancak bu da yeterli değildir, çünkü yalnızca etik olmak insanı gerçek bir tatmine ulaştırmaz.
Dinsel Aşama: Birey, Tanrı ile doğrudan bir ilişkiye girerek, gerçek anlamı ve huzuru bulur. Bu aşamada kişi, inanç yoluyla varoluşsal kaygılarını aşar.
3. İnanç ve “Atılım” (Leap of Faith)
Kierkegaard’a göre, Tanrı’ya inanmak rasyonel bir süreç değildir. İman, akılla kavranamaz ve ancak “atılım” (leap of faith) ile gerçekleşebilir.
Bu kavram, bireyin tamamen belirsiz ve rasyonel olmayan bir durumu kabul ederek Tanrı’ya bağlanmasını ifade eder.
4. Kaygı (Angst) ve Umutsuzluk
Kierkegaard, kaygının insan varoluşunun temel bir unsuru olduğunu söyler. İnsan özgür olduğu için, seçim yapma zorunluluğu kaygıya neden olur.
“Umutsuzluk” kavramı da önemli bir yer tutar. Umutsuzluk, kişinin kendi özüne yabancılaşması ve otantik bir varoluş gerçekleştirememesidir.
Başlıca Eserleri
Kierkegaard’ın eserleri genellikle takma adlar (pseudonym) altında yayımlanmıştır. Bu, düşüncelerini farklı perspektiflerden ele almak için kullandığı bir yöntemdir.
“Ya / Ya Da” (Enten – Eller, 1843)
Estetik ve etik yaşam tarzlarını karşılaştırır.
İnsanların hazcı bir yaşamdan etik bir hayata nasıl geçebileceğini tartışır.
“Korku ve Titreme” (Frygt og Bæven, 1843)
İnanç ve Tanrı’ya bağlılık konularını işler.
Hz. İbrahim’in oğlu İshak’ı kurban etme hikayesi üzerinden, inancın doğasını inceler.
“Felsefi Parçalar” (Philosophiske Smuler, 1844)
Hakikatin nesnel bir sistem içinde değil, bireyin kişisel deneyiminde bulunduğunu savunur.
“Bitmiş Bir Yaşamın Günlüğü” (Afsluttende uvidenskabelig Efterskrift, 1846)
Hegelci düşüncenin eleştirisini yapar.
İnanç ve subjektif deneyimin önemini vurgular.
“Ölümcül Hastalık: Umutsuzluk” (Sygdommen til Døden, 1849)
Umutsuzluk ve benlik ilişkisini analiz eder.
Bireyin kendini bulamamasının neden olduğu varoluşsal acıyı ele alır.
Etkisi ve Mirası
Kierkegaard, Jean-Paul Sartre ve Martin Heidegger gibi varoluşçu filozofları büyük ölçüde etkilemiştir.
Hristiyan düşüncesinde, özellikle Karl Barth gibi teologlar üzerinde büyük bir etkisi olmuştur.
Modern bireyin kaygı, kimlik ve özgürlük arayışı üzerine yaptığı analizler, günümüz felsefesinde hâlâ önemli bir yer tutmaktadır.
Sonuç olarak, Kierkegaard bireyin varoluşsal sıkıntılarını, etik sorumluluğunu ve inancın doğasını ele alan derin düşünceleriyle felsefe tarihinde önemli bir figürdür. Özellikle "varoluşçuluk" denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olarak, bireyin kendini keşfetme sürecini anlamak isteyenler için önemli bir kaynaktır.
Повторяем попытку...
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео
-
Информация по загрузке: